Ateistlere, Yahudilere ve Hristiyanlara saygı ve sevgi göstermeli mi?

Ateistlere, Yahudilere ve Hristiyanlara saygı ve sevgi göstermeli mi?

Kişilere saygı duymak, onların güzel yönlerini ve bazı vasıflarını taktir etmek insanlık gereği bir davranıştır. Bir kişinin makamı, aklı, zekası, ilim ve fen bilgisi, dürüstlüğü, efendiliği, vs. gibi huyları, inancı ne olursa olsun ister istemez saygıyı göstermeyi gerektirir. Toplumsal kurallara riayet eden her bir fert, ister ataist olsun ister gayri müslim, takdir edilir ve saygıyı hakeder.

Örneğin: Bazı ateistler yada gayri müslimlerin, fakirlere yardım etmeleri, barış taraftarı olmaları, insan haklarını savunmaları yada hayvan haklarını savunmaları genel manada tüm insanlığı memnun eder.

Yüce Rabbimiz, Hiçbir iyiliğin zayi olmayacağını, hiç bir kötülüğünde karşılıksız kalmayacağını Kur’anda bildirmiştir.

Kafirleri, Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmemeye yönelik Kur’an da ikazlar vardır.

Onlardan bir çoğunun, kâfirleri dost edindiklerini görürsün.

Nefislerinin kendi önlerine sürdüğü şey ne kötüdür! Allah onlara gazap etmiştir ve azapta ebedi kalıcıdırlar.” (Mâide: 80)

Ey inananlar! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin! Allah’ın aleyhinize apaçık bir ferman vermesini mi istersiniz?” (Nisâ: 144)

Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onların bazısı, bazısının dostlarıdırlar. İçinizden kim onları dost edinirse şüphe yok ki, o da onlardandır. Muhakkak ki Allah o zalimleri hidayete, doğru yola iletmez.” (Mâide Sûresi, 5:51)

Peki ayetler apaçık kafirleri, Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin dediği halde, neden biz saygı ve sevgi gösterelim ki? Sorusu hemen akla gelmektedir. Dostluk başka bir şeydir, saygı ve sevgi başka birşeydir.

İnsanlık namına, insanlığın hizmetine sunulmuş olan herşey din ve ırk ayırt etmeksizin kullanılmalıdır. Vay efendim bu kafir icadıdır, ben bunu kullanmam demek çok abes kaçar. Bugün kullandığımız elektrik, bilgisayar, akıllı telefonlar, sağlık sektöründe kullanılan cihazatların hepsi gayri müslim icadıdır. Pekala bizim bunlardan ayrı yaşamamız mümkünmüdür? Elbette hayır!

Yine aynı şekilde müslüman erkeğin ehli kitap olan hristiyan yada yahudi kadın ile evlenmesi de islam dininde helaldir.

Bediüzzaman, bu konuda çok önemli bir tesbitte bulunmuştur.

Hem de bir adam zatı için sevilmez. Belki muhabbet, sıfat veya sanatı içindir. Öyle ise her bir Müslümanın her bir sıfatı Müslüman olması lâzım olmadığı gibi, her bir kafirin dahi bütün sıfat ve sanatları kafir olmak lâzım gelmez. Binaenaleyh Müslüman olan bir sıfatı veya bir sanatı, istihsan etmekle iktibas etmek neden caiz olmasın? Ehl-i kitabdan bir haremin olsa elbette seveceksin.” (Münazarat, 32)

Sonuç olarak;

İnancı, dili, dini, mezbehi, vatanı ve milleti ne olursa olsun, İnsana saygı ve sevgi göstermek zorundayız. İslam dini barış dinidir. Müslüman her daim barış içersinde olmalıdır.

Peygamber efendimizin bir hadisi ile konuyu noktalayalım.

Kays b. Sa’dv’in (r.a.) rivayetinde İbn Ebu Leyla şöyle nakletmiştir:

Kays b. Sa’d ile Sehl b. Huneyf, Kadisiyye’de bulunurlarken yanlarından bir cenaze geçti. Bunlar ayağa kalktılar. Kendilerine; bu cenaze, bu yer halkından (yani zımmilerden) dir, denildiğinde Kays ile Sehl de: Resulüllah’ın (asm) yanından bir cenaze geçmişti. Allah Resulü, ayağa kalktı. Bunun bir Yahudi cenazesi olduğu kendisine bildirildiğinde: “Bu da bir insan değil mi?” buyurdu. (Müslim, Cenaiz, 78, Hadis no: 1596)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir