Bal Arısının marifeti

Bal Arısının marifeti

Bal arısı durmadan, dinlenmeden çalışır. Günde yirmi bin çiçeği ziyaret eder. Ömründe 2.000.000 Km.lik bir yolu kat eder. Ve bu meşakkatli çalışmanın neticesi olarak bal gibi tatlı bir gıdayı bizlere takdim eder.

Eğer, bu zehirli böcek Allah’ın vazifedar bir memuru değilse ve bal yapma sanatını Allah öğretmedi ise;

1- Kim öğretti? Bütün insanlar toplansa, bir gramını bile yapamayacağı balı bu böcek nasıl yapıyor? Yoksa bizden daha mı akıllı?

2- Arının sadece bal yapmasını da bilmesi kâfi değildir. Çünkü bu faaliyette bal tek başına düşünülmemiştir. Zira bal insana menfaatli olarak yaratılmıştır. O halde balı yapanın insandan haberdar olması ve vücut yapısını bilmesi lâzımdır. Hâlbuki arıda böyle bir ilim yoktur.

3- Balı yapıp insanlara yedirmek, rahmetin, şefkatin ve acımanın bir eseridir. Hâlbuki arının bize karşı ne merhameti, ne de şefkati vardır. Buna delil ise, fırsatını bulduğunda zehirli iğnesi ile bizi sokmasıdır. O halde bize karşı şefkat gösterip, merhamet eden kimdir?

4- Arı, çiçeklerin aşılanmasında da büyük bir vazife üstlenir. Çiçek tozlarını, bir çiçekten başka bir çiçeğe taşıyarak, üremelerini sağlar. Bir çiçeğe konduğunda yapışkan ve sık olan tüylerine çiçek tozları bulaşır. Sonra aynı cinsin farklı ferdine konarak çiçek tozlarını ona bulaştırır. Bu vazifenin icrasında ise ilginç bir görüntü oluşur.

Şöyle ki; Bal arısı mesela, ilk önce bir gül çiçeğine konsa, o civardaki gül çiçekleri bitinceye kadar başka bir türe konmaz. Bunun sebebi ise şudur; eğer, farklı çiçeklere konsa idi, çiçek tozları farklı türlere taşınacağından döllenme meydana gelmeyecekti ve çiçeklerin nesli tükenecekti. Acaba, bal arıları çiçekleri nasıl tanıyor? Çiçeklerin neslinin devamı için bu yorucu seyahati niçin yapıyor? Aşılama vazifesine uygun olan kılları vücuduna kim taktı?

5- Bal arısının küçücük karnında balı pişirmek ve azaları tahrip etme kabiliyetinde olan zehire bulaştırmamak gibi harika bir fiilin faili Allah’tan başka kim olabilir? (1)

“Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kurdukları çardaklardan kendine göz göz ev (kovan) edin. Sonra da her türlü meyveden ye de Rabbinin sana yayılman için belirlediği yolları tut!” Onların karınlarından renkleri çeşit çeşit bir şerbet çıkar ki onda insanlara şifa vardır. Elbette düşünen kimseler için bunda alacak ibret vardır.” (2)

 

 

Arı matematik profesörü müdür?

Kur’an’da dikkat çekilen dişi bal arısının yaptıklarını iyice incelediğimizde arının kabiliyetlerine şaşmamak elde değildir. Arının yaşayacağı evini (kovanını) oluşturması, bu evin içindeki petekleri inşa etmesi matematiksel bir deha gerektirmektedir.

Bal arıları milyonlarca yıldır peteklerini altıgen yapmaktadır (On milyonlarca yıl öncesine ait arı fosillerinden bu anlaşılmaktadır).

Acaba neden bu şekil dikdörtgen, beşgen, sekizgen değil de altıgendir?

Bunu araştıran matematikçiler birim alanın tamamen kullanılması ve en az malzemeyle petek yapılabilmesi için en ideal şeklin altıgen olduğunu ortaya koydular. Petekler üçgen ya da dörtgen olsaydı, boşluksuz kullanılabilecekti. Fakat altıgen hücreler için kullanılan malzeme üçgen ya da dörtgen için kullanılan malzemeden daha azdır. Diğer birçok geometrik şekilde ise kullanılmayan bölgeler ortaya çıkacaktı. Sonuç olarak altıgen hücre, en çok miktarda bal depolarken, yapılması için en az balmumu gereken şekildir. (3)

Kaynaklar:

1- ilmedavet.com

2- Kur’an-ı Kerim, Nahl Sûresi 16, 68 – 69

2- sorularlaislamiyet.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir