İman huzur kaynağıdır

İman huzur kaynağıdır

İman, insanın en değerli kazancıdır. Karanlık ile aydınlık bir olmadığı gibi inanan insan ile inanmayan insan da bir değildir. İnanan insanın Allah katında üstün değeri vardır. Allah mümin olan kullarını sevdiği gibi, insanların güvenini kazanan da bu inanan insanlardır.

İmanlı insan huzurlu ve mutlu kişidir. Çünkü inanan insan, bir gün Allah’ın huzurunda dünyada yaptıklarının hesabını vereceğine inandığı için, Allah’a ve insanlara hatta diğer canlılara karşı olan görevlerini en iyi şekilde yerine getirmeye çalışır. İşinde ve sözünde ölçülü olur. Her türlü aşırılıklardan sakınır. Ailesine, çevresine, tüm insanlara ve hatta hayvanlara karşı şefkat ve merhamet gösterir. Kimsenin malına, ırzına göz dikmez. Kimsenin hakkına tecavüz etmez. Herkese hakkını verir. Komşuluğundan herkes memnun olur. İşveren ise işçiye, işçi ise İşverene haksızlık yapmaz. Felâketler karşısında sarsılmaz, ümitsizliğe düşmez. Allah’a sığınır ve güvenir. Bütün bunlar, insanın huzurlu ve mutlu olmasını sağlar.

Küfür

Küfür kelimesinin de iman gibi genel ve özel manaları vardır. Sözlükte küfür, örtmek demektir. Görünen şeyleri karanlığı ile örttüğü için geceye “kâfir” denmiştir. Çiftçiye de tohumu toprağa ektiği için aynı ad verilmiştir. Bu küfür kelimesinin genel manasıdır.

Küfür kelimesinin itikat ve amel yönünden olmak üzere iki özel manası vardır:

Amel yönünden küfür: Allah’ın verdiği nimetlere, şükretmemek ve nankörlük etmektir. Nitekim Allah Teâlâ: Her kim mümin olarak iyi davranışlar yaparsa onun çabası inkâr edilmeyecektir.” (Enbiya, 94) buyurmaktadır.

Allah’ın nimetlerine karşı küfür yani nankörlük iki şekilde olur.

Birincisi: Nimetleri, Allah’ın verdiğini inkâr etmektir. Bu aynı zamanda akide yönünden de küfürdür. Karun’un küfrü böyle idi. Kendisine:

Allah’ın sana verdiği nimetlerden (O’nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu gözet; ama dünyadan da nasibini unutma. Allah sana ihsan ettiği gibi sen de iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz Allah bozguncuları sevmez, dendiği zaman o: “Bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi.” diyerek (eriştiği nimetlerin Allah’ın bir lütfü olduğunu inkâr etti.) (Kasas 77–78)

İkincisi: Nimetlerdeki kötü tasarruftur. Bu nimetlerin sahibine karşı saygısızlıktır. Kur’an-ı Kerim şöyle buyurur:

Eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artıracağım. Eğer küfrederseniz, şüphesiz azabım çok şiddetlidir.” (İbrahim,7)

Ameli küfür, nimete karşı nankörlüktür

İtikat yönünden küfür, Peygamberimiz (asm)’i, Allah’tan getirdiği kesin olarak bilinen şeylerde onu yalanlayıp, getirdiklerini inkâr etmektir. Bunun hükmü dünyada Müslüman muamelesine tabi olmamak, ahirette ise ebedi olarak cehennemde kalmaktır. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

Ayetlerimizi inkâr etmiş ve kâfir olarak ölmüşlere gelince; işte Allah’ın meleklerin ve tüm insanların lâneti onların üzerinedir. Onlar ebediyen lânet içinde kalırlar, artık ne kendilerinden azap hafifletilir ne de onların yüzlerine bakılır.” (Bakara 161/162)

Kaynak: Lütfi ŞENTÜRK – Diyanet Aylık Dergisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir