Tuvalet Âdâbı

Tuvalet Âdâbı

İslamiyet, tuvalet adabıyla ilgili her hususu tespit etmiştir. “La hayâ fid’din- dini Mes’eleleri öğrenmede, anlatmada hayâ, utanma olmaz.” kaidesince, Sahabeler her konuda olduğu gibi bu konuyla da ilgili her meseleyi Peygamber efendimize(s.a.v) sormuşlar, bilfiil cevaplarını alıp bizlere nakletmişlerdir.

Peygamberimiz(s.a.v) hem sözleriyle öğreten, hem de yaşayışıyla ümmetini eğiten, bir muallim-i hakiki idi. Ümmetine her konuyu öğretmiş, onların izzet ve şerefine yaraşır davranışları, dünya ve ahirette kurtuluşa erdirecek yolları göstermişti.

Nitekim bir müşrik, ashab-ı kiramın ileri gelenlerinden Selman-ı Farisi’ye hitaben biraz da alaylı şekilde şöyle demişti: “Görüyorum ki dostunuz (Muhammed), size her şeyi ama her şeyi hatta helâya nasıl oturacağınızı bile öğretiyor!” Hazreti Selman gayet ciddi bir tavırla “Evet” dedi, sonra da Hz. Peygamber’in(s.a.v) tuvalet adabıyla ilgili tavsiyelerini sıraladı.
(Müslim, Tahâret 57)

Tuvalet Adabıyla İlgili Temel Kaideler
Tuvalette idrar sıçramasından sakınmak lazımdır.
Zira bundan sakınmamak kabir azabına sebeptir.
Bundan dolayı Tuvalete girmeden önce çoraplar çıkarılır ve pantolon tuvalet pisliği sıçramayacak kadar katlanır.

İbn Abbas(r.a) Resûlullah’ın(s.a.v) şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir: “Kabir azabının çoğu idrardandır. İdrardan sakının.”
(İbn Mace, Tahare 36)

İbn Abbas(r.a) dedi ki: Resul’u Ekrem(s.a.s) iki kabrin yanından geçiyordu: “Bakın dikkat ediniz, bunlar azap görüyorlar. Azap görmelerinin sebebi de büyük bir şey değildir. Bu sidikten sakınmazdı, bu da koğuculuk yapardı” buyurdu. Sonra yaş bir hurma dalı isteyerek ikiye ayırdı, bir parçasını kabirlerinin birinin üzerine, diğerini de öbürünün üzerine dikti ve “Bu dallar kurumadıkça onlardan azabın hafifletileceğini umarım “ buyurdu.
(Buhârî, Vudû 57; Müslim, Tahârê 34; Tirmizi, Tahâre 53; Nesâî, Tahâre 5; İbn Mâce, Tahâre 26)

Lafza-i Celal yazılı yüzük ve Kur’an ayetleri ile tuvalete girilmez. Yüzük, avuç içine çevrilebilir. Kişi, yedi kat naylona sarılmak suretiyle cevşen gibi dua ve mühim ayetleri üzerinde taşıyabilir.

Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm helâya girince üzerinde “Muhammedu’r-resulullah” yazılı olan yüzüğünü çıkarırdı.”
(Ebu Dâvud, Tahâret 10)

Tuvalete sol ayakla girmek ve sağ ayakla çıkmak. Sol ayakla tuvalete girme, sağ ayakla çıkma meselesi, Efendimizin(a.s.m) “onurlu işlerde sağını, bayağı işlerde solunu kullanması” prensibinden alınmış ve fıkıh kaynaklarında bir edep, bir sünnet olarak telakki edilmiştir.
(Gazalî, İhya, 1/136; V. Zuhaylî, 1/203)

Tuvalete girmeden önce, Eûzü(Euzü billâhi mineş-şeytânirracîm) çekmek;
biliniyorsa şu duayı okumak müstehabtır: “Allahümme innî eûzü bike minel hubsi vel habâis (Allahım Erkek ve dişi bütün şeytanlardan(zararlı her şeyden) sana sığınırım.)”
(Buhârî, Vüdû’ 9)

Tuvaletten çıkarken de şöyle dua edilir: “Gufrâneke, elhamdü lillâhillezi ezhebe annî’l-ezâ ve âfâni” meali: “Ey Rabbim, senden bağışlanma diliyorum. Benden, abdest bozma imkânı vererek sıkıntıyı gideren ve bana sağlık ve esenlik veren Allah’a hamdolsun.”
(İbn Mâce, Tahâre 10; Tirmizî, Tıbb 32)

Abdest bozarken, ön veya arkasını kıbleye dönmemek gerekir. Hz. Ebû Eyyûb’un(r.a) rivayetine göre Resûlullah(s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Sizden biri büyük veya küçük abdeste çıktığında ön veya arkasını kıbleye dönmesin.”
(Buhari, Salât 29)

Tuvalette ayakta değil, oturarak ve sol tarafa meyilli olarak ihtiyacını gidermeli.

Süraka b. Malik b. Cu’şum Hz. Peygamber(s.a.v)’in yanına gelerek, “Allah’ın Elçisi bize şunları öğretti” diye anlattı.
Orada bulunan bir adam onunla alay ederek, “O size tuvalete naşıl çıkılacağını da öğretiyor mu?” diye sordu.
Bunun üzerine Süraka b. Malik(r.a), “Evet, onu hak peygamber olarak gönderene yemin olsun ki, O bize tuvalette sol tarafa yaslanıp sağ ayağımızı dik tutmamızı emretti” demiştir.
(Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr, VII, 136)

Hz. Ömer(r.a) anlatıyor: “Ben ayakta abdest bozarken, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm beni gördü ve: “Ey Ömer, ayakta akıtma” buyurdu. Ondan sonra hiç ayakta akıtmadım”
(Tirmizi, Tahâret 8)

Tuvalette zaruret olmadan konuşmak caiz değildir. Zira tuvalette konuşmak, unutkanlık yapar. Ebû Said el-Hudri(r.a) Peygamber Efendimizin(s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmektedir: “İki kişi avret yerleri açık ve birbirleriyle konuşarak tuvalete çıkmasın. Zira Allah buna gücenir.”
(Ebu Dâvud, Tahâret 7)

Tuvalette uhrevi şeyler düşünülmemeli ve fazla durulmamalıdır. Zira şeytanın mahallidir. Peygamber efendimiz(s.a.v) şöyle buyurmuştur ki: “Şu kenefler(delikler), cin ve şeytanların hazır bulundukları yerlerdir.”
(Ebû Dâvud, Tahâret 3)

Defi hacetten sonra temizlik için Sol eli kullanmak gerektir.

Hz. Aişe(r.a) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın sağ eli, suyuna ve yiyeceğine değmek içindi. Sol eli de istinca ve kirletme hâsıl edecek şeyler içindi.”
(Ebu Dâvud, Tahâret 18)

Ebu Katâde radıyallahu anh anlatıyor: Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: “Biriniz bevlederken zekerini sağ eliyle tutmasın, sağ eliyle istinca etmesin, (su içerken) kabın içine solumasın”
(Müslim, Tahâret 63)

Tuvalette büyük veya küçük abdestten sonra temizlenirken su kullanmak lazımdır.
En güzel temizlik şekli su ile yapılanıdır.
Sadece Tuvalet kâğıdıyla yapılan temizlik hiçbir zaman su ile yapılan temizliğin yerini tutamaz.
Şayet su bulunamazsa, açık arazide bulunuluyorsa o vakit taşla temizlenmek gerekir.
Taharet için taş kullanıldığında tek sayıda kullanmak lazımdır.

Süfyan İbnu ‘l-Hakem veya Hakem İbnu Süfyan es-Sakafi anlatıyor: “Resulullah aleyhissalâtu vesselâm bevledince abdest alır ve su kullanırdı.”
(Ebu Dâvud, Tahâret 64)

Hz. Enes(r.a) anlatıyor: Resülullah aleyhissalâtu vesselâm Kuba ahalisine: “Allah, temizIik hususunda sizi övmektedir. Bu neden ileri geliyor?” diye sordular. Onlar da: “Biz dediler, istincada taşla suyu birleştiriyoruz.”
(İbnu Kesir Tefsiri, 3)

Ebu Süfyan radıyallahu anh anlatıyor: Bana Ebu Eyyûb el-Ensâri, Câbir İbnu Abdillah, Enes İbnu Mâlik haber verdiler ki, Tevbe sûresinin 108. ayeti -ki meal-i şerifi şöyledir: “Orada maddi ve manevi pisliklerden temizlenmeyi seven kimseler vardır. Allah da çokca temizlenenleri sever”- nazil olduğu vakit Resûlullah(s.a.v): “Ey Ensar cemaati! Allah sizi temizlik hususunda övmektedir, (bu övgüye sebep olan) temizliğiniz nedir?” diye sordular. Onlar da: “Biz namaz için abdest alırız, cünüblüğe karşı yıkanırız, su ile de istinca yaparız!” dediler. Aleyhissalâtu vesselâm: “Övgü işte bunun için! Buna devam edin!” buyurdular.
(İbn Mâce, Tahâret 28)

Tuvalette, idrarın iyice boşalması sağlanır. Erkeklerde şahsa, şartlara, yaşa tabi olarak az veya çok bir müddet sonra sızıntı gelebilir. Az miktarda da olsa bu sızıntı abdesti bozar. Bundan dolayı erkekler idrar yaptıktan sonra, idrar sızıntısının kesilmesini beklemeleri gerekir ki, buna “İstibra” denir. İstibra usulü her insanın bünyesine göre değişiklik arz edebilir. İstibrânın ne kadar ve ne şekilde yapılacağı her insanın yaratılışına göre farklılık gösterir. Bekleyerek, ıkınarak, biraz yürüyerek(40 adım), ayakları hareket ettirerek ve öksürerek yapılabilir.

İdrarın kesildiğine kanaat hâsıl olunca, idrarın çıktığı yer su ile yıkanır(İstinca). Çünkü elbisede idrar yaşlığının bulunması veya sonradan idrarın damlaması gibi haller, abdestin sıhhatine engel olup, kişinin abdestsiz namaz kılmasına sebep olur.

Fahri Kâinat Efendimiz(a.s.m) şöyle buyurmuşlardır: “İstibra hususunda Takva üzere olunuz. Zira birinci muhasebe idrardan Taharet hakkındadır.”
(Cami-üs sağir)

Resulullah(s.a.v) bir defasında kabristan yanından geçerken kabirdeki iki kişinin sesini işitince şöyle buyurdular: “Bunlar azab görüyorlar. Hem de azab görmeleri kendilerince büyük bir şeyden dolayı değil. Evet, günahları büyüktür. Birisi idrardan sakınmaz, taharetlenmezdi. Diğeride iki kişinin arasını bozmak için söz taşırdı.”
(Müslim, Tahare 111)

İsa İbnu Yezdâd el-Yemâni babasından naklen demiştir ki; Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Biriniz akıtınca, erkeklik uzvunu üç sefer çeksin.”
(Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-ü Sitte Tercüme ve Şerhi)

Yollara ve insanların dinleneceği, oturacağı yerlere, abdest alınan ve içilen su bendlerine def-i hacet yapmamak gerekir.
Ayrıca açık arazilerde bulunan yerdeki deliklere küçük abdest yapmaktan sakınmak lazımdır.

Peygamber Efendimiz(s.a.v), “Yerdeki delikler cinlerin meskenleridir” buyurarak buraya küçük su dökmeyi yasaklamıştır.
(Ebu Dâvud, Tahâret, 16)

Muaz b. Cebel(r.a) Resûlullah’ın(s.a.v) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Şu üç laneti gerektirecek yere, büyük abdestini yapmaktan sakının: Su almaya gelinen yerlere, yol ortalarına ve gölgeliklere.”
(Ebu Dâvud, Tahâret 14)

Tuvalette def-i hacet yapana selam verilmez ve alınmaz.
Hz.Ebu Hureyre(r.a) anlatıyor: “Bir adam, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm bevlederken, yanından geçti ve selam verdi. Aleyhissalâtu vesselâm, selamına karşılık vermedi. İşi bitince, ellerini yere vurup teyemmüm etti, sonra selama mukabelede bulundu.”
(Kütüb-ü Sitte, 6064)

Tuvalet ihtiyacının, kimsenin göremeyeceği kapalı bir mekanda giderilmesi gerekir.
Efendimiz(s.a.v) bir hadislerinde şöyle buyurdular: “Sizden biri, küçük abdest bozmak isteyince bevli için uygun bir yer arasın!”
(Ebu Dâvud, Tahâret 2)

Tuvalette avret yerlerine bakmamak gerekir. Zira bu durum unutkanlık getirir.

Tuvalette, Tükürülmez ve Sümkürülmez.
Tuvalet pis bırakılmaz, bol su dökülerek temizlenir.
Aksi durumda helâyı pis tutmak, pisliklerle etrafı kirletmek, insanlara eziyet olduğu gibi fakirliğide sebeptir.

Tuvaletten çıktıktan sonra, El ve Ayaklar yıkanır.

Kaynak: Âdâbı Muaşeret İlmihali – Hasan Tayfur

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.