Altıncı His

Altıncı His

İnsandaki malum beş duyu veya his (görme, işitme, tatma, dokunma, koklama), görülen fizik âlemi ile ilgilidir ve insanın çevresi yani dış dünya ile bağlantısını sağlar. Beş duyunun merkezi, dış dünyadan beş duyu organı vasıtasıyla alınan fiziksel sinyallerin işlendiği ve anlamlı hale getirildiği beyindir. İnsanda bu beş duyu dışında fizik-ötesi iç âlemle ilgili çok sayıda başka hisler de vardır; sevgi, şefkat, aşk, şevk, içgüdü, motivasyon, kin, düşmanlık, merak ve altıncı his gibi. Bu fizik-ötesi hislerin de fizik-ötesi bir merkezi olması lazımdır. Varlığın inanılsın veya inanılmasın, o merkeze tüm dünyada “kalp” denir.

Kalp, insandan manalar âlemine açılan bir menfez, bir penceredir. Görünen fizik âlemiyle her türlü bağlantı ve iletişimin santralı ve merkezi beyin ve beyinle irtibatlı olan ve onda yansımasını bulan akıl, zihin ve hayal gibi manevî uzuvlar olduğu gibi, görünmeyen fizik-ötesi âlemlerle bağlantı ve etkileşimin ve derinlemesine anlama, kavrama ve içselleştirmenin merkezi de madde-dışı kalptir. Maddeden yapılı ve tüm bedene kan pompalayan kalp nasıl bedenin merkezi ise, madde-dışı yani manevî kalp de insanın beden-ötesi varlığının merkezidir. Manevi kalbin girdileri, manevî sinyaller olmalıdır. Maddi bir varlığı olmadığı için, manevî hislerin varlığını deney ve gözlemlere dayalı bilimsel bir yaklaşımla direk olarak doğrulamak mümkün olmasa da, varlıkları, insanlardaki yansımalarından hareketle indirek olarak gösterilebilir. Sevgi, merak ve şevk gibi hislerin varlığını herkes kendi içinde hisseder. Bu iç onay bile varlık için yeterli delildir. Örneğin içgüdü (instinct), içten gelip akıl ve muhakemeyi devre dışı bırakarak bir canlının sevk ve idaresine hükmeden bilinç-dışı kuvvetli bir histir. İlham gibi içe doğma veya içten yönlendirmeyi ifade eden içgüdü, bilhassa hayvanlarda yaygın olarak görülür ve bu gözlemler bilimsel açıdan yeterli delildir.

Olacak olayları daha olmadan önce hissetmek, yani bilinmeyenden haber almak olan altıncı his, herkeste az veya çok vardır. Birinden bahsederken veya birini düşünürken hiç beklenmediği halde o kişinin çıkagelmesi (veya telefon açması) çok olur. Demek kişinin geleceği bilgisini kalp bilinç-dışı olarak hisseder. O hissin harekete geçmesi ve zihinde yansıması, kişiyi irade-dışı olarak sebebini bilmeden o kişiden bahsetmeye sevk eder. Bazı kişiler kötü bir şeyin olacağını hisseder ve tedirgin bir bekleyiş içine girerler. Bazılarının da içlerinde hissettikleri izahı olmayan bir sevinç, yakında gelecek olan iyi bir haberin müjdecisi olur. Altıncı his, adeta geleceğe ve bilinmeyen fizik-ötesi gaip âlemlerine yönelmiş bir sinyal alıcısı gibidir. Kişinin altıncı hissi, gelen sinyalin kuvveti, alıcının gücü ve sinyal işleme merkez ve mekanizmasının kabiliyetine göre değişir.

Altıncı his hayvanlarda bile vardır; bazı hayvanların deprem öncesi tuhaf davranışlar sergilemeleri gibi. Altıncı hissin ne olduğu tam olarak anlaşılmasa da, varlığı birçok dikkatle tasarlanmış deneyle doğrulanmıştır. Hatta bazı bilimsel deneylerde, olaylar daha olmadan önce nasıl olacağı hissedilmiştir. Hem altıncı hissin kendisi hem de hissedilen bilgi fizik-ötesi olduğundan, bu hissedilen bilginin nasıl iletildiği sorusu anlamsızdır. Bilginin kendisi de madde-dışıdır ve dolayısı ile hiçbir yerde olmadığı halde her yerdedir. Bu bilginin, kalplerine doğduğu kişilerin kuvvetli bir altıncı hissi olduğu söylenir. Kartal gibi bazı leş yiyici hayvanlar da çok uzak mesafelerden bir leşin varlığını hisseder ve içgüdü veya ilham ile gidip onun yerini bulur. Sonra kaybolmadan yuvasına geri döner.

 

Kaynak: Prof. Dr. Yunus ÇENGEL – sorularlaislamiyet.com

1 Yorum

  1. Kadir kapıcı Yanıtla

    Bende çok önceleri farkına vardım gaybi değil izafi gayb diyelim o kadar olaya şahit oldum ki inanılır gibi değil dünyada ne kadar yanardağ patlaması olacaksa önceden görüyorum maden kazaları depremler bundan sonra Google’da olayları kısa kısa hesab açıp yayinlicam kadir kapıcı diye fesimde zaten yayinliyorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.