Peygamberimizin çocuk sevgisi

Peygamberimizin Çocuk sevgisine ilişkin Enes b. Mâlik’ten rivayet edilen bir hadiste o şöyle demiştir:

“İyâline karşı insanların Rasûlullah’tan daha şefkatlisini görmedim. Oğlu İbrahim’in Medine’nin bir kenarında oturan süt annesi vardı. Süt annenin kocası bir demirci idi. Rasûlullah (s.a.s.) ile birlikte oraya sık sık giderdik. Varınca, demircinin dumanla dolmuş evine girer, çocuğu kucaklar, öper, koklar, bir müddet sonra dönerdi.” (Mecmauz-Zevâid, VIII, 155).

Rasûlullah (s.a.s.) herkesi çocuklarını öpmeye teşvik ederdi: “Çocuklarınızı öpün, zira her öpücük için size Cennet’te bir derece verilir. Melekler öpücüklerinizi sayarlar ve bunu sizin için yazarlar.”

Torunlarını öpen Rasûlullah (s.a.s.)’ı Akra b. el-Hâbis yadırgayıp Rasûlullah’a şöyle demişti: “Benim on çocuğum var, hiç birini öpmedim.”

Rasûlullah (s.a.s.) “Şefkatli olmayana merhamet edilmez.” cevabı ile onu azarlamıştı (Buhârî, Edep, 18).

Bir gün bedevîler Rasûlullah’ı ziyaret ederler ve ona:

“-Çocuklarınızı öper misiniz?” diye bir soru sorarlar. Rasûlullah (s.a.s.),

“-Evet ” der.

Bedevîler:

“-Fakat biz Allah’a andolsun öpmeyiz.” derler. Rasûlullah (s.a.s.):

“-Allah kalplerinizden merhameti çıkardı ise ben ne yapabilirim?” buyurmuştur.

Rasûlullah (s.a.s.)’ın çocuk sevgisi, sadece kendi çocuklarına karşı olmaktan daha çok, sevgiye muhtaç bütün çocuklara idi. Yine Enes b: Mâlik’ten rivayetle: “Onun çocuklara karşı insanların en müşfiği olduğu” belirtilmiştir.

Buhârî’den gelen bir rivayette, Usâme b. Zeyd şöyle demiştir:

“Rasûlullah beni bir dizine, Hasan b. Ali’yi de diğer dizine oturtur, sonra ikimizi birden bağrına basar ve “Allah’ım bunlara merhamet et, çünkü ben bunlara merhametliyim” derdi” (Buhârî, Edep, 22, Ahmed b. Hanbel, V, 205).

Râbia b. el Haris de şöyle rivayet etmiştir.

“Babam beni, Abbas da oğlu Fadl’ı Rasûlullah’a gönderdi. Huzurlarına girdiğimiz zaman bizi sağlı sollu oturttu. Bizi öylesine kucakladı ki, daha kuvvetlisini görmedik.”

Abdullah b. Selâm’ın oğlu Yusuf, Rasûlullah’ın kendisine Yusuf adını verdiğini ve kucağına oturtarak başını okşadığını söylüyor. (İbnü’l-esir el-İsâbe, I. 312)

Hz. Âişe, Peygamber (s.a.s.)’in evinde henüz küçük yaşta iken, kız arkadaşları gelir, birlikte oynarlardı. Hz. Peygamber eve gelince arkadaşları utanır ve köşelere kaçarlardı. Peygamber onları okşayarak Hz. Âişe’nin yanına gönderir, birlikte oynamalarına müsaade ederdi (Buhârî, Edep, 81). Peygamber, çocuklarla şakalaşır (Müslim, Âdâp, 30), hasta çocukları ziyarete giderdi. Kızı Zeynep’in çocuğunun hastalığında yanına gitmiş, onu bağrına basıp ağlamıştır. Yanında bulunan sahabeden Sa’d b. Ubade, “Ağlıyor musun? Halbuki sen Allah’ın Peygamberisin.” deyince, Efendimiz (s.a.s.) “Ben ona Şefkat duyduğumdan ağlıyorum. Allah kullarından ancak merhametli olanlara rahmet eder” buyurmuştur. Oğlu İbrahim’in ölümünde de yine ağlamış, onun ağlamasını garip karşılayanlara da aynı mânâda ifadeler kullanmıştır. (Buhârî, Cenâiz, 33: Müslim, Cenâiz,11; İbn Mâce, Cenâiz, 53)

Bütün bu hadîsler, Peygamber (s.a.s.)’in çocuklara karşı ne derece sevgi ve şefkat gösterdiğini ispat için yeterlidir. Ahlâkı Kur’ân olan Peygamber (s.a.s.)’in diğer hususlarda olduğu gibi, çocuklara karşı gösterdiği şefkat konusunda da gösterdiği örnekleri aynen tatbik ederek küçüklerimize sevgi ile kucak açmamız gerekir.

Rasûlullah (s.a.s.) çocuklarla haşir neşir olurlardı. Kendisiyle çocuklar arasında hiç bir engel bırakmazdı. Çocukların çekinip ürkmelerine sebebiyet verecek hiç bir davranışı olmamıştır. Hattâ bir Cuma hutbesinde minberden inerek onları kucaklamış, sonra yeniden minbere çıkarak hutbesini okumaya devam buyurmuşlardır.

O, çocukların serbestçe yanına girmelerine imkân tanımış, onlara rastlayınca selâm vermiş, hâl ve hatırlarını sormuş, hasta çocukları ziyaret etmiş, onlarla şakalaşmış, onlara isim takmıştır.

Çocukları gördüklerinde “Selam size çocuklar” diye hitab ediyordu.

Bir kısım âlimler çocuklara selâm vermeyi uygun görmemişlerse de, Hz. Peygamber’in çocuklara da selâm verilebileceğine delil olan hadisleri vardır. (Buhârî, Tecrid-i Sarih Tercümesi, 2015; Müslim, Selâm, 5) Küçüğün büyüğe; geçenin oturana; azın çoğa selâm vermesi emredilmiştir. Enes İbn Mâlik’in: “Rasûlullah (s.a.s.) birtakım erkek çocuklarının yanına uğrayıp onlara selâm vermiştir.” dediği rivayet edilir. Enes b. Malik Hz. Peygamber’in çocuklara selâm verdiğini gördüğü için o da çocuklara selâm vermiş ve yanındakilere “Peygamber (s.a.s.) çocuklara bunu (selâm vermeyi) yapardı.” demiştir (Buhârî, Edeb’ül-Müfret, Hadis no: 1043).

Çocuklara selâm vermekle onlara İslâm âdabı öğretilmiş olur ve buna alışkanlık kazandırılır. Çocukların kendilerine verilen selâma mukabelede bulunmaları vacip değildir. Çünkü büluğ çağına ermeyen çocuklar İslâmî emirlerle mükellef değildirler. Fakat bir çocuk, mükellef olan bir adama selâm verdiği takdirde buna karşılık vermek farzdır. Bir topluluğa selâm verilse, o topluluktan da bir çocuk selâma mukabelede bulunsa, cemaat adına bu mukabele yeterlidir. Anbese’nin rivâyet ettiğine göre İbn Ömer de mektepte çocuklara selâm vermiştir. Bu haber de çocuklara selâm vermenin örnek bir hareket olduğuna delil teşkil eder.

Peygamber (s.a.s.)’in çocuklara selâm vermesi bir mecburiyetten değil, O’nun tevazu ve bütün insanlara (mü’minlere) olan şefkatinin bir tezahürüdür.

 

Kaynak: Cengiz YAĞCl – Şamil İslam Ansiklopedisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.