Bir çiçekle Allah’ı tanımak!

Kâinat, Allah’ın isimlerinin tecelligâhı olması yönüyle Allah’ı tanımak ve bilmek için adeta tam bir medrese ve okul hükmündedir. Dolayısıyla arıda, sinekte, böcekte, çiçekte ve özellikle en kıymetli İlâhî sanat olan insanda daima esma tecelli etmektedir.

Örneğin bir çiçeğe bakalım:

Ona suret veren Musavvir’i; ona güzellik veren Mücemmil’i; ona renk veren Mülevvin’i; onu terbiye eden Mürebbi’yi; onda tasarruf eden Mutasarrıf’ı; onun tedbirini gözeten Müdebbir’i; onu nakşeden Nakkaş’ı; onda sanatını icra eden Sani’i akıl gözüne gösterdiği gibi,

O çiçek, hayatıyla Hayy; hikmet ve faydalarıyla Hakîm; tohumuyla, Evvel, Hafiz; idare edilmesiyle Kadir, Rabbü’l-Âlemîn; irade edilmesiyle Mürid; ölümüyle Mümit gibi isimleri okutturuyor.

Daha pek çok esma tecellî etmekle birlikte, ilk bakışta okunabilecek isimler olarak bunları sayabiliriz…

Bir başka açıdan da Allah’ın şu isimlerine aynadır:

Halık(yaratıcı), Kayyum(varlıkta durduran), Kadîr(kudret sahibi), Muhyi(hayat veren/çiçek: yarı canlıdır), Mumît(öldüren), Alîm(ilim sahibi), Hakîm, (hikmet sahibi), Murîd(irade eden/iradesiyle çiçeği yaratan), Basîr(gören/görmemesi mümkün değildir), Mütekellim(konuşan/çiçek: mücessem bir kelimedir), Fettah(suret açan), Musavvir(şekillendiren), Rahman/Rahîm(merhamet eden), Razzak(rızık veren), Müzeyyin(süsleyen), Mülevvin(rengini veren), Mücemmil(güzellştiren), Müfaddil(üstün kılan/çiçek: diğer bazı varlıklardan daha üstündür), Kerîm(keremini gösteren), Cevad(cömert davranan), Muhsin(ihsanda bulunan), Latîf(lütfeden), Karîb(yakın olan/ilim ve kudretiyle her şeye yakın olduğu gibi), Rakîb(kontrol eden, gözeten), Hafîz(koruyan/eceli gelinceye kadar korur)…

Bir çiçekte bu ve benzeri isimlerin tecellisi söz konusudur. Diğerlerini bunlara kıyas edebiliriz.

Cemîl, güzel olan demektir. Bu isim Allah’ın manevi güzelliğinin unvanıdır.

Müzeyyin ise, yarattığı varlıkları süsleyen demektir. Mücemmil, yarattığı varlıkları güzelleştiren demektir. Mesela: Hay, hayat sahibi demektir. Muhyi ise, hayat veren demektir… ve Hakeza…

Esasen sadece çiçek değil, bütün varlıklar Allah’ın isimlerinin aynalarıdır. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

Biçimlendirme ve şekillendirmeler neticesinde kendi üzerlerinde, “Mukaddir, Munazzım, Musavvir”isimlerini,

Varlıkların genel hatlarının ve özelliklerinin belirlenmesindeki maharet “Alîm ve Hakîm”isimlerini,

İlim ve hikmet cetveliyle yapılan tasvir, “Sâni ve Kerîm” isimlerini,

Sanatın maharetli eliyle, inâyetin fırçasıyla o suretlere öyle hüsün ve estetik verilmektedir ki, lütüf ve kerem manâları sanki o varlıklarda şekle bürünmüş, ortaya çıkmış gibi “Latîf ve Kerîm”isimlerini,

Lütûf ve keremi cilveye sevk eden ise sevdirmek ve tanıttırmak şenleridir ki, “Latîf ve Kerîm” isimlerinin arkasında “Vedûd ve Ma’rûf” isimlerini,

Çiçek ve benzeri zinetli varlıkları lezzetli meyvelerle, güzel canlıları sevimli yavrularla süslendirip bakışları zinetten nimete, lütuftan rahmete çevirmekte, o nimetlerin ortaya çıkmasına sebep gibi görünen zahiri perdelerin arkasında “Mün’im ve Rahîm” isimlerini,

Acıma ve şefkat etme (terahhum ve tahannün) şenleri Rahîm ve Kerîm’i cilveye sevk ederek“Hannân ve Rahmân” isimlerini,

Terahhum ve tahannün manâlarını cilveye sevk eden ise tezahür etmek isteyen zatî cemal ve kemaldir ki “Cemîl” ismini,

Cemil isminde bulunan “Vedûd ve Rahîm” isimlerini,

Zâtî olan Cemal ve Kemal, Vedûd ve Rahîmisimlerini doğrudan gösterir ve okutturur. Çünkü cemal bizzat sevilir; güzellik ve güzellik sahibi, kendi kendini sever. Bu sebeple cemal, hem güzellik hem de sevgidir. Kemal da aynen cemal gibi zatı itibarıyla sebepsiz olarak sevilir. O, aynı anda hem seven hem de sevilendir.

Diğer taraftan çiçek ve bitkilerdeki ilahi isimlerin tecellilerini, biri açılınca ardında diğeri görülen bir tek kitabın şu yedi sayfası gibi düşünmek de mümkündür:

Birinci sayfa, varlıkların genel hatlarını, şeklini, ölçülerini, genel durumunu gösteren sayfadır. Varlıkların bu sayfası incelendiğinde Cenab-ı Hakk’ın “Musavvir, Mukaddir ve Munazzım”isimlerinin tecelli ettiği açıkça görülmektedir.

İkinci sayfa, varlıklar ayrı ayrı uzuvlarının belirmesi ile kendilerine özel basit şekilleriyle ortaya çıkarlar. İşte bu sayfada “Alîm ve Hakîm” gibi birçok ismin yazılı olduğu müşahede edilir.

Üçüncü sayfada, basit yaratılış safhasını müteakip her uzvun sanatlı ve zinetli bir biçimde yaratıldığı görülmektedir. Bu sayfada “Sâni ve Bari” gibi bir çok isim işlemektedir.

Dördüncü sayfa, yaratılan her varlığa öyle bir güzellik ve süs veriliyor ki, âdeta o varlık cisim haline bürünmüş lûtuf ve kerem gibidir. Bu sayfada “Latîf ve Kerîm” isimlerinin yazılı olduğu görülmektedir.

Beşinci sayfada, çiçeğe tatlı meyveler verildiği görülmektedir. Bu sayfadaki tecelliler “Vedud, Rahîm ve Mün’im” gibi isimleri okutturuyor.

Altıncı sayfa, nimetlerin verildiği sayfadır. Bu sayfada “Rahman ve Hannan” isimleri okunmaktadır.

Yedinci sayfada, “hakiki bir şevk ve şefkatle yoğrulmuş halis bir şükür ve safi bir muhabbete layık” şekilde nimetlerde ve her şeyin neticelerinde güzellik ve cemal pırıltıları görülmektedir. Bu sayfada “Kemal sahibi Cemil ve cemal sahibi Kâmil” isimlerinin yazılı olduğu anlaşılmaktadır.

Özetle, her varlık, kendilerinde tecelli eden isimlerle âdeta sürekli O’nu anmakta, Yaratan, Rızıklandıran, Yaşatan, Hayattan Alan, Yerlerine Yenilerini Getirenolarak ancak O’nun bulunduğunu, başka hiçbir varlığın olmadığını, dolayısıyla O’nun her türlü noksanlıktan, ihtiyaçtan ve ortakları bulunmaktan mutlak münezzehiyetini dile getirmektedir. (Detaylı bilgi için bk. Nursi, Sözler, Otuz İkinci Söz, Üçüncü Mevkıf)

 

Kaynak: sorularlaislamiyet.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.