Dejavu, reenkarnasyon delili midir?

Bir manzarayı daha önceden görmüş gibi hatırlamak (dejavu) reenkarnasyon delili midir?

Bütün hadisat ve olaylar Allah’ın ilmi defteri olan Levh-i Mahfuza göre cereyan ediyor. Levh-i Mahfuzun imlası ile irade ve kudretle mahlukat ilmi daireden kudret ve varlık alemine geçiyor.

Demek ki mahlukatın yaratılması ve varlığını devam ettirmesi, ezelde olan ilmi takdire, iradeye göredir. Her şeyin ilmi plan ve proğramı, yani kaderi vardır. Bu plan ve kader, yaradılıştan evveldi.

Yaşantı ve halin ezel ilmindeki malum vaziyeti ve Allah tarafından bilinen ilmi hakikati bazen hayalen bazen da fikren ve mana itibariyle hatırat nevinden zuhur eder. Hadisat meydana gelmeden veya insan konuşmadan evvel istikbal ile alakalı hatırlatmalar olabilir. Unutulan şeylerin sonradan hatırlatılması gibi. Bunların tamamı Levh-i Mahfuzda ki ilmi olan kaderin varlığından haber verir.

Daha önceden yaşananların tahayyülü ve hatırlama, reenkarnasyon değil, sadece ezelde var olan ilmi kader ve hakikatin, Levh-i Mahfuzun bir nüshası olan hafızalara ve hayallere görüntüsü ve izdüşümüdür. 

İşte bu hadise başlı başına kaderin bir ispatıdır. Demek ki her şey vücudundan evvel ve sonra yazılıyor, hıfz ediliyor ve korunuyor.

Hatırlatmalar ise değişmeyen, sabit olan ve hakikat olan Levh-i Mahfuz ile alakalıdır. Kaybolan cüzdanların yeniden nüfus kütüğünden çıkartılması gibi, unutulanların veya istikbalde olacakların hatırlatılması da, ezeli bir ilmi muhit olduğunu izah ve ispat etmektedir.

Risale-i Nurlarda bu konu ile alakalı şöyle bir yer var.

“Altıncısı ve en mühimmi: Rü’ya-yı sadıka benim için hakkalyakîn derecesine gelmiş ve pek çok tecrübatımla, kader-i İlahînin her şey’e muhit olduğuna bir hüccet-i katı’ hükmüne geçmiştir. Evet bu rü’yalar, benim için hususan bu birkaç sene zarfında o dereceye gelmiştir ki; meselâ yarın başıma gelecek en küçük hâdisat ve en ehemmiyetsiz muamelât ve hattâ en âdi muhaverat yazılı olduğunu ve daha gelmeden muayyen olduğunu ve gecede onları görmekle, dilim ile değil, gözüm ile okuduğum bana kat’î olmuştur. Bir değil, yüz değil, belki bin defa; gecede, hiç düşünmediğim halde gördüğüm bazı adamlar veyahut söylediğim mes’eleler, o gecenin gündüzünde az bir tabir ile aynen çıkıyor. Demek en cüz’î hâdisat vukua gelmeden evvel hem mukayyeddir, hem yazılmıştır. Demek tesadüf yok, hâdisat başıboş gelmiyor, intizamsız değillerdir.”(Mektubat,Risale-i Nur Külliyatı)

 

Kaynak: sorularlarisale.com

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.