Müstehcenlik (Edepsizlik) belası

Rabbimiz Allah, dinimiz İslâm, kitabımız Kur’ân-ı Azîmüşşan, kıblemiz Kâbe-i Şerif, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), itikatta mezhebimiz ehl-i sünnet velcemaat, amelde mezhebimiz ya Hanefî, ya Şafiî veya diğer hak mezheplerden biridir. Yâni bizim kimliğimiz budur. Hiçbir Müslümanın bunlara itirazı yoktur.

Ve yine biz bin yıldan beri Kur’ân’m bayraktarlığını yapmış şanlı ve necip bir milletin evlat ve torunlarıyız. İslâm’ın sancağını dünyanın dört bucağında şerefle dolaştıran bir ecdadın nesliyiz. Din için, İ’lâ-yı Kelimetullah için hayatını feda etmiş, şehid olmuş, dünyaya insanlık ve medeniyet dersi vermiş, Kur’ân’ın sesini duyurmaya vesile olmuş pir milletin evlatlarıyız. Bizim hüviyetimiz budur.

Soysuzlara bakıp onları körü körüne taklit etmek, o şanlı ecdadın nur nesline, Müslüman evlâdına yakışmaz!

Bu güzel vatanımızda yüzde 99’u Müslüman olan bahtiyar insanlar yaşamaktadır.

Fakat şu son yıllarda mîlletimize birşeyler olmuş… Müstehcenlik belâsı, açık saçıklık kasırgası bir kısım aile ve fertleri kasıp kavurmuş… İmandan, İslâm’ın ahlâk ve terbiyesinden mahrum bırakılan bir kısım gençler, namusunu ve şerefim korumak yolunda şehid olmuş nur yüzlü ninelerin ve dedelerin torunları, düşmanı dost zannedip aldanarak karanlık emellere âlet olup açık saçık halleriyle perişan olmuşlardır.

Bu manzara yüz karasıdır! Müslüman milletimizi canevinden vurmak, aile yuvalarımızı tahrip etmek, ahlâkı bozmak için bir kısım basın-yayın organları açık saçık resimlerle hayasız ve edepsiz neşriyat yapıyorlar. Az bir dünya menfaati ve kâr gayesiyle maneviyatımıza darbe vuruyorlar. En dehşetli bir yılan gibi gençlerimizi zehirliyorlar.

Müstehcen olan bir film, fotoğraf, gazete, dergi, girdiği her gövdenin hayat damarlarını kemiren bir kurttur, bir yılandır. Yoluna çıkan herkesi zehirlemekte ve yaralamaktadır.

Gaflete dalıp, bu hayatı tatlı görüp, âhireti unutup dünyaya talip olan nefis, emmâredir. Her kötülüğü yapmak ister. Makbul Müslüman nefsiyle cihad edendir. Nefsini başıboş bırakan, her istediğini yapan, onu hiç ağlatmayan insan nefisperesttir. Hayatı tehlikededir.

Bugünkü hayat tarzında hergün herkes yüzlerce günahla karşı karşıyadır. Basın kısmen müstehcen; sokaklar, ekranlar bakılması haram manzaralarla dolu…

Televizyon ve radyoların büyük bîr kısmı hürriyet nimetini kötüye kullanarak fuhşu ve zinayı teşvik ediyorlar. Rezalet yarışmaları yapılıyor. Bîçâre kadınlar ve kızlar aldatılıyor. Mes’ûd aile yuvaları tahribe çalışılıyor.

Başı kapalı analarla açık saçık kızları arasında derin uçurumlar meydana gelmiştir. Bâzı aileler cehennem azabı çekmektedir. İğfal ve ifsat edilen çocuklar kurtlara ve kuşlara yem olmaktadırlar.

Âhirzamanın en büyük fitnesi olan deccal fitnesine karşı uyanık olunuz! “Kû enfüseküm ve ehlîküm nâra!” İlahî ikazına kulak veriniz! Nefsinizi ve ailenizi cehennem ateşinden koruyunuz! Şeytana asker, deccala köle olmalarına müsaade etmeyiniz! Evlatlarınızın, îmanlarınızın tutuşup yanmasına seyirci kalmayınız! O yangını söndürmeye, îmanları kurtarmaya koşunuz!

Bir noktayı hiç aklımızdan çıkarmayalım: Bizler Allah’ın kullarıyız. O’nun emirlerini dinler, yasaklarından kaçarız. Allah’a kul olana herşey dosttur, yardımcıdır, hizmetçidir. Kulluğu terkedene herşey düşmandır, yabancıdır. Allah’a tevekkül edene Allah kâfidir. Allah Ganiy-yi Mutlak’tır. Herşeyin dizgini O’nun elindedir. Herşeyin anahtarı O’nun yanındadır.

İnsan Allah’a hâlis bir kul olursa, Allah’ın mülkü olan kâinat O’nun mülkü gibi olur. Kâinat bir şehir, dünya misafirhane, yeryüzü sofra-i Rahman olur.

Geliniz, nefsimizle ve aile efradımızla Allah’a kul ve asker olalım! Habibine ümmet olup sünnetine uyalım! O’nun misilsiz şeriatını başımıza taç yapalım! O zaman göreceksiniz ki, fert ve toplum olarak bütün dertlerimizin dermanı, Kur’ân kevserinden akan şeriat-ı Ahmediye (sav) ve terbiye-i Kur’âniyededir.

Dünya ve âhirette ebedî ve daimî süruru isteyen, îman dairesindeki terbiye-i Muhammediye’yi kendine rehber etmek gerektir.

Aziz mü’minler!

Resûl-i Ekrem (sav) Efendimiz âhirzaman fitnesi içinde en dehşetli fitneye kadınların âlet olacaklannı haber vererek ümmetini îkaz etmiştin

“Benden sonra erkeklere kadınlardan daha zararlı bir fitne (imtihan vesilesi) bırakmadım!” “Ümmetim hakkında en çok korktuğum fitne, kadın fitnesidir!” “Ümmetimin son zamanlarında açık ve çıplak kadınlar bulunacaktır. Siz onlara uymayın, onlar gibi olmayın! Çünkü onlar Allah’ın lanetine uğramış kadınlardır.”

Bunlar gibi hadîs-i şeriflerin verdiği haberlerin asrımızda aynen çıktığı görülmektedir. Âhirzamanın fitnesinde en dehşetli rolü, aldatılmış bir kısım kadınlar oynamaktadır. İslâm düşmanları, “İslâmiyet’e karşı muharebelerinde nefs-i emmârenin planıyla şeytan kumandasına verilen fırkalardan en dehşetlisi yarım çıplak hanımlardır ki, açık bacaklarıyla, dehşetli bıçaklarla ehl-i îmana taarruz edip saldırıyorlar. Nikâh yolunu kapamaya, fuhuşhâne yolunu genişlettirmeye çalışarak çokların nefislerini birden esir edip kalp ve ruhlarını kebâirle yaralıyorlar. Belki o kalplerden bir kısmını öldürüyorlar. Birkaç sene nâmahrem hevesatına göstermenin tam cezası olarak o bıçaklı bacaklar cehennemin odunlan olup en evvel o bacaklar yanacaklarını” hadîs-i şeriflerden anlıyoruz.

Bu câzibedar fitneye karşı siperimiz sünnet-i seniyyedir, zırhımız takvadır.
Bizim kızlarımıza ve hanımlarımıza örnek ancak Allah Resûlü’nün hanımlan olabilir.

Efendimiz’in bir parçası olan Hz. Fâtıma anamız hayırlı hanımı şöyle tarif etmiştir:

“Hayırlı hanım, kendisi yabancı erkeklere bakmaz, nâmahrem erkekleri de kendisine baktırmaz!”

Zira bakana da, baktırana da çok ağır İkazlar vardır. Nefsimizi ve neslimizi cehenneme odun olmaktan koruyalım.

Nasıl koruyalım?

Gençlerimize, hanımlanmıza, yaşlılarımıza Kur’ân’ın nurlu, ihlâslı tefsirlerini okutalım!

Milyonların îmanını kurtaran manevî îman ilaçlarını istimal edelim! O zaman nurlu, edepli, iffetli, hayalı, adaletli bir nesle sahip olacaksınız!

Hepinizi vazifeye davet ediyoruz! Vazife başına!

Unutmayınız:

Hepiniz ya aile reisisiniz veya olacaksınız! Herkes kendi evinden, köyünden, şehrinden mes’ûldür.

 

 

 

Kaynak: sorularlaislamiyet.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir