Zelzele (Deprem) neden oluyor?

Zilzal Sûresi kat’iyyen ifade ediyor ki, kure-i arz hareket ve zelzelesinde vahiy ve ilhama mazhar olarak emir tahtında depreniyor, bazen de titriyor. Gaflete dalarak bu hayatı tatlı görüp âhireti unutan, dünyanın fânî zevk ve lezzetlerine aldanan, Allah’ı bırakıp maddeye tapan, fânî ve cânî şahısları putlaştırıp âciz mahlûklardan medet uman ehl-i dünyayı ve ehl-i gafleti îkaz ediyor. Ve zelzele diyor ki: “Deve kuşu gibi başınızı gaflet kumuna sokmakla ölümden kaçıp kurtulamazsınız! Başınızı kaldırınız! Kendini tanıttırmak isteyen faal ve kudretli bir Zât’ın hârika işlerine bakınız! Siz başıboş olmadığınız gibi bu hâdiseler de başıboş olamazlar. Herbirisi çok hikmetli vazifeler peşinde koşturuluyorlar. Bir müdebbir-i Hakîm tarafından istihdam olunuyorlar.”

Şu üstünde yaşadığımız dünya hergûn dolar boşanır bir misafirhanedir. Allah’ın emriyle bizleri âhirete doğru götüren bir gemidir. Hâlık’ımızın kudretiyle bizleri güneşin etrafında gezdiren bir tayyaredir. O’nun izniyle hareket eden bir memurdur. Kendi başına hiçbir harekette bulunamaz. O’nun dizgini Allah’ın elindedir. Zelzele gibi vakıalar tesadüf oyuncağı veya tabiat olayı değildir. Kâinatta tesadüf yoktur. Tabiat denilen şey Allah’ın kanunudur. Herşey O’nun izni ve iradesiyle oluyor. Şu güzel kâinat ve güzel dünya O’nun eseridir. O’na müsahhardır. Zerrelerden en büyük yıldızlara kadar herşey O’nun hesabına çalışır. Herşey O’na emirber nefer hükmündedir. Herşey O’nun kuvvetiyle döner. O’nun emriyle hareket eder. Herşey O’nun hikmetiyle tanzim olur. Herşey O’nun keremiyle birbirine yardım eder. Herşey O’nun merhametiyle başkasının imdadına koşar. Herşey O’nu gösterir, O’nu bildirir, O’nu tanıtır. Herşey O’na işaret eder. O’nun varlığına ve birliğine şehadet eder. Herşey O’nu göstermek için açılmış bir penceredir. İnsan olan insanların vazifesi, o pencerelerden bakıp Allah’ı tanımaktır.

Allah (cc) Rahman ve Rahim, Gaffar ve Settar olduğu gibi, Kahhar ve Cebbar sıfatlarının da sahibidir. Tarih boyunca O’na başkaldıran millet ve ümmetleri Celâl sıfatıyla tokatlamıştır. O’nu tanımak istemeyenlere hadlerini bildirmiş; toprak, hava, su ve ateş gibi unsurları musallat edip cezalandırmıştır.

Bakınız Zülcelâl olan Rabbimiz Kur’ân-ı Hakîm’de ferman ediyor “Vettekû fıtneten lâ tusîbennellezîne zalamû minküm hâssah!”

Yâni: “Bir belâ, bir musibetten sakınınız ki, geldiği vakit yalnız zâlimlere mahsus kalmayıp mazlumları da yakar.” Evet aziz kardeşlerim! Zelzele, sel ve çığ gibi musibetler sebepsiz değildir. Maddî ve manevî sebepleri vardır. Mühim bir sebep, bizim devlet, millet, fert ve cemiyet olarak işlediğimiz hatâlar, günahlardır. İslâm’ın merkezi durumunda olan şu mübarek vatanda, şühedâ yurdunda dehşetli günahlar işlenmektedir. Bâzı zelzelelerin Ramazan-ı Şerîf ayında, hatta teravih vaktinde meydana gelmesi bizi düşündürmelidir. Ramazan’a hürmetsizliğin bir cezası olabilir. Çünkü 14. Söz’de “Ramazan-ı Şerifin teravih vaktinde kemal-i neş’e ve sürür ile sarhoşçasına gayet heveskârâne şarkılar ve bazen kızların sesleriyle radyo ağzıyla bu mübarek merkez-i İslâmiyet’in her köşesinde câzibedârâne işittirilmesi bu korku azabını netice verdi” denilmektedir. İşlenen günahlar, bu necip milletin en büyük dâvası olan îman ve Kur’ân dâvası aleyhine yapılan plânlar öyle dehşetli cinayetlerdir ki, bu çok ağır manevî baskıya dünya kızıyor. Cehennem öfkesinden parçalanacak hale geliyor. Kızıyor, kızışıyor. Allah’ın emriyle dünya depreniyor. Bu deprem, 6-7 şiddetinde olurken, 10 şiddetinde de olabilir. Fakat Erhamürrahimîn olan Rabbimiz bu kadar şiddetle bizleri îkaz ediyor.

Günahları terkediniz! Yalnız Allah’ı ve Resulullah’ı dinleyiniz! Putları, tâğutları bırakınız! Kalp Kabe’sini putlardan temizleyiniz!

Kur’ân’ın kalesine giriniz! Bölünüp parçalanmayınız! Kardeş olunuz!” emrediyor.

“Velâ terkenû ilellezîne zalamû fetemessekümünnâr” âyeti de, “Zâlimlere meyletmeyiniz. Ekseriyetle zâlimlerin hareketlerine fiilen veya iltizamen veya iltihaken taraftar olur, manen iştirak ederseniz, cehennem ateşi sizi yakar. Umumî musibetlerin gelmesine sebep olursunuz. Zira zelzele gibi musibetler ekseriyetin hatasından ileri gelir. Allah’tan başka dostunuz, yardımcınız yokken, sonra O’ndan da yardım göremezsiniz” îkazını yapıyor. Muhterem Müslümanlar! Şimdi vazife başına! Musibetzedelere maddî ve manevî yardım edelim. Manevî hediyeler gönderelim. Mü’minlerden ölenler manevî şehit olur, zayi olan fânî malları sadaka hükmüne geçer, birçok günahlarına keffarettir. Zahmetleri az, manevî kazançları çoktur. Mü’minler hakkında ayn-ı gazap içinde bir rahmettir. Mü’min her zaman kârlıdır.

Unutmayalım ki: Birgün büyük bir zelzeleyle dünya da ölecek! İnsanların yaptığı eserler silinecek! Dünya kapanıp âhiret kapısı açılacak! Müşrikler, zâlimler cehenneme dökülürken, inanan ve amel-i salih işleyen kullara, “Haydi cennete buyurun!” denilecek!

Ne mutlu hakikî îmanı elde edenlere!

 

 

 

Kaynak: sorularlaislamiyet.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir