Demir olmadan insan medeniyetinden söz edilemez!

Cenab-ı Hakk’ın insanoğluna en büyük ikramlarından biri demirdir. Kuran-ı Kerim’de “demir” anlamında “Hadid” suresinin olması, onun önemine bir işaret olarak görülebilir. “Altın” anlamında “Zehep” diye bir sure olmaması, demirin altından daha da değerli olmasına bir işaret gibidir. Çünkü altın olmasa hayat yine devam eder, fakat demir olmasa insan medeniyetinden söz etmek mümkün olamaz.

Zira demir;

– İnsanlığın bütün sanatlarının esası,

– Beşeri terakkilerin ilerleyişlerin kaynağı,

– İnsanoğlunun kuvvetinin merkezinde yer alır.

İnsan eliyle yapılan şeylerin büyük bir çoğunluğu, doğrudan veya dolaylı olarak demirle alakalıdır. Evler onunla bina edilir. Gıdalar demir aletler kullanılarak hazırlanır. Elbiseler demir aletler ile kesilir, dikilir. Devletler demirle saltanatlıklarını devam ettirir. Savaşlar eskiden beri demir hammaddesinden üretilen silahlarla yapılır. Öyle ki demire hakim olan dünyaya hakim olur. İşte bunlar gibi çok önemli görevler görmesine işareten Kur’an’da “Demiri indirdik. Onda çetin bir sertlik ve insanlar için birtakım menfaatler vardır.”denilmiştir.

Ayette “İnsanlar için yerden demiri çıkarttık” denilmeyip “Demiri indirdik” denilmesi, demirin tümüyle nimet olmasına işaret eder. Benzeri bir durumu koyun-keçi sığır ve deveyle ilgili olarak bunlardan birer çiftin indirildiğini bildiren ayette de görürüz. (Zümer,6 )

Bu hayvanların etinden, sütünden, kılından, derisinden yararlanıldığı gibi günümüzde kemiklerinden, kanlarından hatta gübrelerinden istifade edilebilmektedir.

İşte, bunlar tecessüm etmiş nimet ve rahmet olmaları sebebiyle “nimet” le aynı kökten gelen “enam” ismi verilmiştir.

Yine, yağmurun indirilmesi “inzal” ile ifade edildiği gibi, tüm bu hayvanların hem de demirin insanların istifadesine sunulması “inzal” ile ifade edilmiştir. Nasıl ki yağmur-ışık-sıcaklık semavî birer nimettirler, gökten gönderilirler. Öyle de bu mübarek hayvanlar ve sert demir aynı şekilde en büyük nimetlerden olup insanoğlunun hayatında çok mühim yerler işgal ederler.

Konumuzla alakalı mühim bir yün de şudur : “İnzal” ifadesi her zaman“indirmek” manası taşımaz. Bazı zaman da “ikram-ı lütuf” gibi manalar ifade eder. Mesala, uzaktan gelen misafire daha gelir gelmez yapılan ikrama “nüzul” denilir. Al-i İmran 198 , Kehf 102 ve 107, Secde 19, Saffat 62, Fussilet 32 Vakıa 56 ve 93’de kelime ikram etmek ziyafet vermek anlamında kullanılmıştır.

Dolaysıyla “inzal” kelimesi “ikram” anlamına da gelebilmektedir. (Doç. Dr. Şadi Eren)

Bazı müfessirler buradaki “indirdik” kelimesinin Arap diline göre “yarattık” mânâsına da gelebileceğini ifade etmişlerdir. Son devir müfessirlerinden Tantavi, 26 ciltlik ansiklopedik tefsirinde ayetteki bu “enzelna = indirdik” kelimesinin dünyanın ilk zamanlarına işaret olduğunu ve demirin buhar halindeyken yağmur gibi gökten inişinin ancak yeryüzünün ilk zamanlarında sözkonusu olabileceğini beyan ederek, bu ayetin ilmi icazından bahsetmiştir. Yer küremizin milyarlarca sene önce bir ateş parçası olduğunu ve zamanla soğuyarak kabuk bağladığını ve yer merkezinin hâlâ binlerce derecelik ateş kütlesi halinde bulunduğu artık kesin olarak bilinmektedir.

Dünyanın yaratılışı hakkındaki nazariyelerden biri ve kuvvetlisi olanı; arzın, başlangıçta küçük zerrelerin sıkışması ile meydana gelmiş olan soğuk bir kütleden ibaret olduğudur. Daha sonra bu kütle içerisindeki radyoaktif maddelerin tesirinde kalan bu zerreler, bütünüyle veya kısmen ergimiş ve daha sonra meydana gelen soğumalar neticesi yer kabuğu yaratılmıştır.

Halond, yaratılış süresini üç devreye ayırırken, birinci devre dünyanın ilk anlarına tekabül eder. Bu devrede ergimiş haldeki serbest demir mantonun üst seviyelerinde bol miktarda bulunmaktadır.

İkinci devrede demir, montonun üst seviyelerinden derinlere göç etmiştir. Bu da demirin yukarıdan aşağılara indirildiğini (inzal edildiğini) ifade etmektedir. 

 

 


Kaynak: Sorularla İslamiyet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir