İbadeti terk etmek!

İnsan, yaratılışının neticesi ve fıtratının gayesi olan ibadeti terk ettiğinde, Allah-u Teâlâ’nın hikmetini inkâr etmiş ve O’nu abes iş yapmakla itham etmiş olur. Bu da şiddetli bir cezaya onu müstehak eder. Bu meseleyi bir misalle şöyle anlayalım:

Bir usta milyonlar masraf yaparak son model bir araba yapsa ve bu arabadan maksadı insanları seyahat ettirmek olsa, sonra sizler bu arabayı alarak onu tavuklara kümes yapsanız; acaba bu hareketinizin lisan-ı haliyle şöyle demiş olmaz mısınız:

“Bu arabayı yapan usta boşuna bu kadar masraf yapmış. Bu araba kümes olmaktan başka hiçbir işe yaramaz. Ben de onu layık olduğu işte kullandım ve kümes yaptım…”

İşte sizin arabayı kümes yapmanız, hem arabanın kıymetini inkâr etme hem de arabayı yapan ustanın hikmetsizliğini kabul etme manasına gelmektedir. Arabayı kümes yapmak, lisan-ı haliyle bu manayı taşımaktadır.

Yine bir usta düşünelim…

Bu usta zamanı göstermesi için bir duvar saati yaptı ve size hediye etti. Saatin lisan-ı halinden anlaşılır ki, bu saati yapan ve size hediye eden usta, bu saatle zamanı bilmenizi istemektedir. Saati yapmasının maksadı ve gayesi budur. Eğer siz şimdi bu saati alarak, onu tepsi gibi kullansanız, saati yapan ustaya hakaret etmiş olmaz mısınız? Saati tepsi gibi kullanmanızın lisan-ı haliyle şöyle demiş olmaz mısınız:

“Bu saat tepsi olmaktan başka hiçbir işe yaramaz. Bu saati yapan usta abes bir şey yapmış ve boşuna bu kadar masraf etmiş…”

İşte sizin saati tepsi yapmanız, hem saatin kıymetini inkâr etme hem de saati yapan ustanın hikmetsizliğini kabul etme manasına gelmektedir. Saati tepsi yapmanın lisan-ı hali bu manayı taşımaktadır.

Aynen bu misaller gibi, her biri milyonlar kıymetinde olan şu cihaz ve azalarımız da ibadet etmemiz için yaratılmıştır. Kim gözünü, dilini, kulağını ve diğer aza ve cihazlarını, ibadetten çevirir ve onları sadece şu fani dünyanın işlerinde kullanırsa, misalimizdeki adam gibi lisan-ı haliyle şöyle demiş olur:

“Bu aza ve cihazlar boşuna verilmiş, bunların hiçbir vazifesi yok, bu yüzden ben de bunları kıymetsiz ve fani olan dünya işlerinde kullanıyorum. Bu cihazlara bu kadar masraf yapan usta da çok hikmetsiz bir iş yapmış, kısa bir ömür için bu kadar masraf yapmış…”

İşte kendisine verilen vücud, aza ve cihazlarını sadece bu fani dünyaya sarf eden kişi, Allah-u Teâlâ’nın hikmetine böyle ilişir, O’nu abes ve boş iş yapmakla itham eder.

Elbette bu kusurun cezası da ancak cehennemim şiddetli azapları olabilir.

Elhasıl:

– İbadeti terk eden kişi ilk önce kendi nefsine zulmeder. Zira vücudu Cenab-ı Hakk’ın kulu ve mahlûkudur.

– Sonra kâinatın hukukuna karşı tecavüz eder. Onların kıymetini hiçe indirip, vazifesizlikle ve başıboşlukla onları itham eder.

– Ve daha sonra da hikmet-i ilahiyeye karşı saygısızlık ve edepsizlik eder.

– Bu kusurları sebebiyle de dehşetli bir tehdide ve şiddetli bir cezaya müstahak olur.

 

 

Kaynak: sorularlaislamiyet.com

3 yorum

  1. Melisa Yanıtla

    Allah razı olsun. Okuduğum en güzel yazılardan biri. Emeğinize sağlık güzel paylaşımlar için teşekkürler..

  2. Günahkar Yanıtla

    Allah razı olsun. Mükemmel bir yazı. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir