Sen istemeseydin Allah da yaratmazdı!

İnsan irade sahibi bir varlık olduğu için, iradesini nerede ve nasıl kullanırsa o şekilde yaratılıyor. Evet yaratan Allah’tır. Ancak o yaratmayı isteyen, insandır.

Örneğin: Felç olmuş bir hastaya, dünyanın değişik yerlerini tehlikeleriyle ve iyilikleriyle anlatalım ve “Sen nereyi istersen seni oraya götüreceğiz.” diyelim. O da bir çok yerden salgın hastalığın olduğu bir yeri istesin. Eğer oraya götürmesek bize: “Hani istediğim yere götürecektiniz.” diye itiraz edecektir. Biz de onu istediği yere götürsek, o da direncinin düşük olmasından dolayı hastalansa ve bize şöyle bir itirazda bulunsa: “Beni götüren sizsiniz. Eğer götürmeydiniz ben hastalanmazdım.” 

Siz bu itiraza ne cevap verirdiniz. Her halde şöyle: “Evet doğru. Biz götürmeseydik sen hastalanmazdın. Ancak sen istemeseydin biz de götürmezdik.”

Bunun gibi, bize istediğimizi seçme hakkını veren Allah. Bizim istediğimizi yaratan da Allah. “Allah yaratmasaydı ben bunu yapmazdım.” bahanemize: “Sen istemeseydin Allah da yaratmazdı.” diye cevap verilecektir.

Unutmayalım ki, her şeyimizi yaratan Allah, -istediğimiz şekilde kullanabileceğimiz- özgür irademizi de yaratmıştır. Biz istesek de bu özgürlüğümüzü devredemeyiz, görevinden alamayız, pasif bir konuma sokamayız. Yani kendimizi bir robot haline dönüştüremeyiz. 

Bu özgür iradenin varlığını zerre kadar aklı olan inkâr etmez, edemez. Herkes çok net olarak biliyor ki, insanda irade dışı çalışan mekanizmalar yanında, insanın özgür iradesine bağlı olarak çalışan mekanizmalar da vardır. Örneğin insanın midesi, kan dolaşımı, sindirim sistemi gibi mekanizmalar bizim irademizin dışında çalışırken, elimizi kaldırmak, yemek yemek, konuşmak, susma hakkını kullanmak, yürümek, durmak, oturup kalkmak ve benzeri bir çok söz ve eylemler, bizim özgür irademize bağlı olarak gerçekleşir. 

Yeryüzü halifesi ve evrendeki varlıkların efendisi olarak yaratılan,  müspet-menfi her söz ve davranıştan ötürü hesaba çekilen insanın, bir robot olduğunu iddia etmek; kâinatın şahadetiyle, sonsuz ilim, kudret, hikmet, adalet sahibi olan yüce Yaratıcıya büyük bir bühtan, bir iftiradır.

“Dinde zorlama yoktur.”(Bakara, 2/256)

“Dileyen iman etsin, dileyen küfre girsin.”(Kehf, 18/29)

mealindeki ayetler, bütün insanlığa hitap eden İslam’ın,  insanları zorla değil, özgür iradeleriyle tercih yapmalarına imkân veren hürriyetperver bir din olduğunun göstergesidir. 

Allah âdildir, zulmetmez. Bunu kabul etmek Allah’a imanın başında gelen bir husustur. Öyleyse, Allah imtihana tabi tuttuğu kulları hakkında, âdil muamelede bulunmak için, mutlaka onlara kalp, akıl, duygu  vb. unsurları verdiği gibi, özgür bir iradeyi de vermiştir.

İnsan kendi cüz’i iradesiyle neyi diliyorsa, Allah onu yaratıyor. Bu da İlâhî iradenin bir başka tecellisidir. Cenâb-ı Hakk, irade sahibi bir mahlûk yaratmayı, o kendi iradesini hangi yönde kullanırsa, o sahada önünü açmayı, hayır olsun, şer olsun, o ne dilerse onu yaratmayı irade buyurmuştur. 

O’nun ihsan ettiği irade sıfatını, O’na isyanda kullananlar için ezelî irade, bir ebedî cehennem takdir etmiştir. Geliniz o azap diyarına uğramamak için irademizi hayırda kullanalım. Böyle yaparsak cennetleri çok gerilerde bırakan rızaya kavuşuruz.

 

 

Kaynak: sorularlaislamiyet.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir