Dünya ve ahiret insan için mi yaratıldı?

Cenab-ı Hak, insana nihayetsiz istidat ve kabiliyet ihsan etmekle onu bütün mahlukattan üstün kılmıştır. O, Allah’ın öyle büyük bir nakşıdır ki, dünyanın süsü, cennetin çiçeği olmuştur. Yüce Allah, onu sevdiği gibi meleklerine de sevdirmiş ve meleklerine ona secde etmelerini emretmiştir.

Çünkü, Yüce Allah, dünya ve ahireti insan için, insanı da kendisi için yaratmıştır. Onu sıfatlarının tecellisine ayine yapmış, kendisine muhatap kabul ederek, onunla konuşmuş ve sohbetiyle şereflendirmiştir.

Acaba insan için bundan daha üstün bir muamele, bir makam ve bir şeref düşünülebilir mi?

Allah’ın insana ikram ettiği nimetler, akılları hayrette bırakacak kadar büyüktür. Cenab-ı Hak onu aleme sultan ve yeryüzüne halife tayin etmiş, bir ucu ezelde diğer ucu ebedi hayatta olan dünya ve ahiretin ölçülerini ve hassas dengelerini onun için düzenlemiştir.

Evet Allah Teala, insanları dünyada maddi ve manevi nimetlerine mahzar etmek için yarattı, ta ki insanlar, O’na ibadet etsinler, O’nun isimlerini ansınlar ve O’na şükürde bulunsunlar.

Cenab-ı Hak Zariyat Suresi 56. ayette şöyle buyurur;

“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”

Ayetten anlaşıldığı üzere insanların ve cinlerin yaratılış gayeleri Allah’a kulluk.

Ve kulluk vazifelerini yaparlarken de kimin Allah yanında daha kıymettar olduğunu yine Kur’an-ı kerim’den öğreniyoruz;

“Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır”

Cenab-ı Hakk’a karşı gelmekten en çok sakınanlar ve Allah katında en kıymettar olanlar, peygamberlerdir. Bizim ev halkımızdan birisi nasıl ki Padişahın övgüsüne mazhar olsa hepimiz gurur duyuyorsak, içimizden peygamber çıkması da bizim için şereflerin en büyüğüdür.

Kur’an-ı Azimüşşan’da şöyle buyurulur:

“Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size ayetlerimi okuyup aktaran ve size, bu karşı karşıya geldiğiniz gününüzle sizi uyarıp korkutan elçiler (peygamberler) gelmedi mi? Onlar:Nefislerimize karşı şahadet ederiz.” derler. Dünya hayatı onları aldattı ve gerçekten kâfir olduklarına dair kendi nefislerine karşı şahadet ettiler.” (En’am, 6/130)

“…Bize uyarıcı geldi fakat biz yalanladık ve “Allah hiçbir şey indirmedi.” dedik.” (Mülk, 67/9)

Bu ayetler, cinlere de peygamberlerin geldiğine işaret ediyor. Bu noktada da eşitiz.

Ancak Cenab-ı Hakk’ın Habibim dediği, Peygamberlerin Efendisi, Evliyaların Sultanı olan Peygamberimiz Hz. Muhammed (asm)’a ümmet olmak bize ayrı bir lütuf ise, aynı zamanda cinlerin de peygamberi olan peygamberimizin insanların arasından gönderilmesi de bize yine bir ikramdır. O’nun şahsında Allah, insanı kendisine muhatap kılmıştır.

İster cin ister insan olsun, Allah katında sevilen bir kul olmanın yolunu Yüce Rabbimiz, Âl-i imran 31. ayette Peygamberimize uymaktan geçtiğini bizlere haber veriyor:

“Ey Resulüm, de ki: “Ey insanlar, eğer Allah’ı seviyorsanız, gelin bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah gafurdur, rahimdir (çok affedicidir, engin merhamet ve ihsan sahibidir).” (Âl-i İmran, 3/31)

Rabbim bizleri Peygamberimizin sünnetine uyup, onun hayatını hayatımıza model yapıp İlahi rızayı kazanan kullarından eylesin.

 

 

Kaynak: sorularlaislamiyet.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir