Renklerin efendisi:Yeşil

Yeşil, gözü dinlendiren, insana inşirah salan, ruha olumlu tesirler bırakan bir renktir. Hakim olduğu mekanlarda, insanlar huzur bulur ve sükûnete ererler.

Bu türlü özelliklerinden olsa gerek, Peygamber Efendimiz (asm), bazı durumlarda yeşil rengi tercih etmiştir.

Sahabe’den Ebu Resme (r.a.), Allah Resulü’nün üzerinde iki yeşil giysi gördüm.” diye rivayet eder. (Ebu Davud, Libas 19; Tirmizi, Edeb 48)

Başka bir rivayette şöyle denilmiştir: “Allah Resulü (asm yeşil bir hırkaya bürünmüş olarak tavaf etti.” (Ebu Davud, Menasik 50; Tirmizi, Hacc 36)

Yeşil, duygusal olarak bizi en çok etkileyen bir organımız olan kalp organının, bu rengin yaydığı enerji alanında olduğu düşünülür. Yeşil, doğanın ve baharın rengidir, güven veren renktir.

Rahman Suresinde geçen ilgili ayetlerin mealleri şöyledir:

“İki Yemyeşil (bahçe). (Rahman, 55/64)

“Onlar yeşil örtüler ve harikulade güzellikte sergiler üzerinde uzanacaklar.” (Rahman, 55/76)

Ağaçlık mekanlar insanların, içinde bulunmaktan ruhen zevk aldıkları yerlerdendir. İnsanlar her ne kadar binaların yoğunlukta olduğu şehir merkezlerinde yaşasalar da, genellikle ağaçlık, yeşillik mekanlarda bulunmak isterler.

Ağaçlık bir yere ait bir görüntü izlemek ya da böyle bir fotoğrafa hatta tabloya bakmak dahi insanlar için bir zevktir.

Dünyada pek çok faydasıyla yaratılmış olan ağaçlar, Rabbimizin insanlara sunduğu nimetlerdendir. Görkemli görünümleri, benzersiz türleri, çeşitli renkleri, serinletici gölgelikleri ile ağaçlar, insanlara zevk verecek şekilde yaratılmışlardır.

Solmadan, kurumadan, yaprakları dökülmeden, ihtişamlı görünümleri ile ağaçlar da cennetteki kusursuzluk içinde yaratılmışlardır.

Yeşil kelimesinin geçtiği diğer ayetlerin mealleri şöyledir:

“O, gökten su indirendir. İşte biz her çeşit bitkiyi onunla bitirdik. O bitkiden de kendisinde üst üste binmiş taneler bitireceğimiz bir yeşillik…” (Enam, 6/99)

“Kral dedi ki: Ben (rüyada) yedi arık ineğin yediği yedi semiz inek gördüm. Ayrıca, yedi yeşil başak ve diğerlerini de kuru gördüm…” (Yûsuf, 12/43; 46. ayette de aynı şekilde)

“Görmedin mi, Allah, gökten yağmur indirdi de bu sayede yeryüzü yeşeriyor…” (Hâcc, 22/63)

“…Onlar Adn cennetlerinde tahtlar üzerine kurularak orada altın bileziklerle bezenecekler; ince ve kalın dibadan yeşil elbiseler giyecekler…”(Kehf, 18/31)

“Yeşil ağaçtan sizin için ateş çıkaran O’dur. İşte siz ateşi ondan yakıyorsunuz…” (Yâsîn, 36/80)

“Üstlerinde ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır.” (İnsan, 76/21)

Görüldüğü üzere ayetlerde yeşil renk ile, tabiatın rengi, canlılığı, ahengi, süsü, güzelliği vurgulanmaktadır.

Yusuf Sûresi’nde ise ‘yeşil’ ‘kuru’nun zıddı olarak belirtilmekte yine burada da, hayatın canlılığı temsil etmektedir. Yani yeşil hayatı, kuruluk ise ölümü temsil etmektedir.

Diğer ayetlerde ise yeşil Cennetin ve cennette giyilecek elbiselerin rengi olarak belirtilmekte yani orada da canlı bir hayatın ve zindeliğin varlığı yeşil ile nitelendirilmektedir.

Kısaca yeşil ayetlerde dört noktayı vurgulamaktadır: Bizzat yeşil renk, tabiatın neşvü neması, Cennet ve cennet elbiselerinin rengi, hayatı temsil etmesi.

Yeşil renk, kırmızı, mavi, sarı gibi esas renklerden değildir. Ancak o hayatın esasıdır.

Bilindiği üzere dünyada yeşil olmadan hayat olmaz. Gittiğimiz her yerde eğer yeşil varsa orada hayatın ve canlılığın varlığına hükmederiz. Aksi takdirde orası çöl ve ölü bir yerdir.

Yeşil bütün bitkilerin, ağaçların, sebzelerin, meyvelerin rengidir. Kısaca tabiatın rengidir. Sarı ve mavinin karışımından oluşan yeşil bu renklerin özelliklerini de taşır. (Mehmet, Sizin Renkleriniz, Bir Harf Yayınları, İstanbul, 2005, s, 51)

Canlıların beslendiği gıdalarla yeşilin mutlaka bir alakası var. Yeşil renk bütün gıdaların, gıdalar ise bütün canlıların temelidir. Dolayısıyla yeşil hayatın en mühim temellerinden biridir. Hatta et ve süt gibi kırmızı ve beyaz besinler, yumurta ve bal gibi sarı ve şeffaf besinler de hep yeşilin eseridir. Kısaca insan ve diğer canlıların yaşaması yeşile bağlıdır. Bu sebeple dünyadaki insanların çoğu yeşille haşir neşirdir.

Kuran bu gerçeği şu şekilde beyan etmektedir:

“İnsan, yediğine bir baksın! Yağmurlar yağdırdık; sonra toprağı göz göz yardık; bu suretle orada ekinler bitirdik; üzümler, yoncalar, zeytinlikler, hurmalıklar; iri ve sık ağaçlı bahçeler; meyveler ve çayırlar bitirdik. (Bütün bunlar) sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.” (Abese, 80/24-32)

Yeşil canlı bitkilerin rengidir. Yeşil canlıdır, boyanın ötesinde bir şeydir.

Cansız olarak görülen bütün yeşil bitkiler, uyuyan dallar esasında canlıdır, nefes almaktadır. (bk. Nevruz ve Renkler, Ankara 1996, s. 66)

Gece oksijen alırken, gündüz oksijen yaymaktadır. Birçokları ifrazat salgılamaktadır. Açılmakta, yumulmakta, kökleri, dalları, tohumları vasıtasıyla çoğalmakta, nesillerini yüzyıllar boyu devam ettirmektedirler. Yüce Allah onların canlılıklarını ve secde ettiklerini beyanla şöyle buyurmaktadır.

“Bitkiler ve ağaçlar secde ederler.” (Rahmân, 55/6)

Başka bir ayette de “O, yeşil bitki örtüsünü çıkaran, sonra da onları çürüyüp kararmış çörçöpe çevirendir.” (A‘lâ, 87/4,5) buyurmaktadır.

Burada da bitkilerin canlılığına delil vardır. Yüce Allah’ın “çörçöpe çevirmesi” demek o bitkiyi öldürmesi anlamına gelir ki, ölüm canlılar için söz konusudur.

Yeşil, insanın en çok hoşuna giden renklerin başında gelir.

Gözleri ve beyni en çok dinlendiren renktir. Zira tarlaların, ormanların, bahçelerin, bağların rengi hep yeşilidir.

Bağlarda alabildiğine görülen çeşit çeşit meyveler, bostanlardaki yeşilin her tonu ile arz-ı endam eden sebzeler, devasa tarlalardaki başaklar insanın neşesine neşe, ömrüne ömür katar adeta. Sahralar, çöller, kuru kayalıklar insanların sevmediği hayat fakiri bölgelerdir.

Yeşil aynı zamanda medeniyetin bir simgesidir.

Dünyadaki şehir ve kasabaların gelişmişlik ölçüsü yeşil alanlarıyla, yeşile verdikleri önemle ölçülmektedir.

Özellikle metropol ölçeğinde kalabalık şehirlerde yeşillik, temiz havanın ve temiz hava teneffüs etmenin; dolayısıyla sağlıklı yaşamın kanıtlarıdır.

Yeşil renk, dünyada emniyetin ve barışın simgesi olmuştur.

Hz. Nuh Peygamber’den bu tarafa yeşil zeytin dalı hayata yeniden dönmenin, hürriyetin, barışın, esenliğin bir müjdesidir.

Hatırlanacağı üzere Tufan döneminde Nuh (as.), karanın yakın olup olmadığını anlamak üzere gemiden bir güvercin göndermiş ve bir zaman sonra güvercin yeşil bir zeytin dalı ile geri dönmüştü. İşte bu zeytin dalı kurtuluşun, hayatın, barışın müjdecisi olmuştur. (Haşimî, Abdulmünim, el-Elvân Fi’l-Kur’âni’l-Kerîm, Dâru İbn Hazm, Beyrut, 1411/1990, s. 109)

Meallerini verdiğimiz ayetlerin bir kısmında (Kehf, 18/31, Rahmân, 55/76 ve İnsan, 76/21) yeşil renk ile Cennet tavsif edilmektedir. Cennete girenlerin süslü koltuklarda oturacağı ve yeşil elbise giyecekleri vurgulanmaktadır. Ayetlerde özellikle yeşil elbisenin söz konusu edilmesi yeşilin canlılığından ve göze uygun düşmesinden dolayıdır. Zira beyaz renk, görmeyi dağıtır ve gözü rahatsız eder. Siyah da istenmeyen, yerilen bir renktir.

Yeşillik ise, beyazlıkla siyahlık arasındadır. Bu da ışınları bir araya toplar. (Kurtubî, 10/258)

Abdullah b. Amr b. el-As’tan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

“Rasulullah (asm)’ın huzurunda bulunduğumuz bir sırada yanına bir adam gelip şöyle dedi:

“Ey Allah’ın Rasulü! Bize cennet elbiseleri hakkında haber ver. Bunlar, Allah tarafından özel olarak mı yaratılacaktır, yoksa belli bir şekilde mi dokunulacaktır?”

Orada hazır bulunanların bazıları buna güldüler. Adam onlara, “Ne diye gülüyorsunuz? Bilen birisine soru soran bir cahile mi?” dedi.

Adam kısa bir süre oturdu, bunun üzerine Rasulullah (asm) şöyle buyurdu:

“Cennet elbiselerine dair soru soran kişi nerede?”

Adam: O kişi benim işte buradayım ey Allah’ın Rasûlü deyince, Hz.

Peygamber şöyle buyurdu:

“Hayır, cennetteki meyveler yarılarak bu elbiseler aradan çıkacaktır.” dedi. Hz. Peygamber bu sözü üç defa tekrarladı. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II. 203, 225)

Yeşil Rengin Diğer Özellikleri

Yeşil denince somut olarak akla ilk gelen orman, ağaç ve bitki, yeşil alan kısaca yeşilliktir elbette. “Yeşil” de zaten doğayı gözlemleme sonucu ortaya konmuş bir addır. Asıl kökü “yaş-ıl”dan gelir. Yani bitkilerin tazeliği, yaş iken taşıdığı renkten kaynaklanmaktadır.

Yeşil doğallık ve tazeliği işaret ettiği için genellikle süt, ayran ve yoğurt ürünleri yeşille kendini tanıtır.

Birçok süpermarketin, hipermarketin kurum kimliği de yeşildir. Çünkü o, gıdada tazeliği garantiler. Yaş sözü, hem ıslaklığın hem de yeşilliklerin adı olarak kullanılmıştır. Yeşerme hayat bulma anlamına da gelmektedir. (bk. Soygüder, Şebnem, Renk ve Algı Psikolojisi, Fotoğrafya Dergisi, 15 Ocak 2007, sayı 19)

Güven duygusunu çağrıştırdığı ve paranın rengi olduğu için bankalar da yeşili yaygın olarak kullanırlar.

Yeşil renk, Hz. Peygamberin ailesinin sembolü sayılması dolayısıyla İslamiyet’i de çağrıştırır. Bu sebeple tarihsel, sembolik bir anlamı da vardır.

Neredeyse İslâmiyet yeşille kendini ifade eder. Yeşile el koymuştur. Cennetin bağ, bostan, bahçe gibi yemyeşille alanlarla süslü olduğu kanaati hâkimdir. Dini itibar sahiplerinin türbeleri yeşil renkle süslenmektedir.

Bu itibarla “Türbe yeşili” dendiğinde yeşil yelpazesi içinde İslam yeşiline uygun olan ton aklımıza gelir. (Soygüder, a.g.y; bk. Abdulmecit Okcu, Kur’an’da Renkler, Erzurum İlâhiyat Fakültesi Dergisi, sayı: 28, Erzurum, 2007, s. 128-162)

 

Kaynak: sorularlaislamiyet.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.