Hz Muhammed liderlik peşinden koştu mu?

Hz. Peygamber (asm)’in liderlik peşinde koşup koşmadığı düşüncesi, onu peygamber olarak kabul edip etmemekle alakalıdır. Onun peygamber olmadığını düşünenler, ister istemez onun bir liderlik peşinde olduğunu kabul edeceklerdir. Çünkü bu düşüncede olanlar için işin başka izahı yoktur.

Ancak, biz çok kesin olarak biliyoruz ki, eğer Hz. Peygamber (asm), peygamberliği bırakıp, sırf bir lider olmak isteseydi, Mekke reisi olarak çok konforlu, istediği şekilde yüksek bir hayat düzeyinde yaşayabilirdi. Nitekim, tarih ve siyer kaynakları bize bildiriyor ki, peygamberliğin başlangıcında, Utbe b. Rabia gibi Kureyşin ileri gelenlerinden bazıları Hz. Muhammed (asm)’e şu teklifte bulunmuşlardır:

“Eğer maksadın reis olmak ise, seni hemen başımıza lider yapalım. Eğer maksadın zengin olmak ise, istediğin kadar sana servet verlim. Eğer maksadın güzel kızlarla evlenmek ise, istediğin aileden  en güzel on kızı (istediğin kadar) sana verelim.”

Hz. Peygamber (asm) cevap olarak Fussilet suresinin başından, “Eğer yüz çevirirlerse sen şöyle de: Ben, sizi Âd ve Semûd halklarını çarpan kasırga gibi bir kasırganın geleceğini bildirerek uyarıyorum.” mealindeki 13. ayete kadar okudu. Utbe korkmaya başladı ve eliyle Peygamberimiz (asm)’in ağzını kapattı ve “yalvarıyorum akrabalığımız hürmetine kendilerine karışmamasını” istedi ve kalkıp evine gitti. (Zehebi, Tarihu’l-İslam, Beyrut, 1413/1993,1/158)

Yine Kureyşlilerin benzer tekliflerine karşı Hz. Muhammed (asm)’in cevabı şudur:

“Beni hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, Güneşi bir elime Ay’ı bir elime koysanız, ben yine bu davadan vazgeçmem. Ya bu işi başaracağım yahut da bu uğurda öleceğim…” (bk. İbn Kesir, es-Siretu’n-Nebviye, Beyrut, 1395/1976, 1/474)

Bu teklif ve cevabı gören her insaf sahibi, Hz. Muhammed (asm)’in tek gayesi Allah’ın emirlerini yerine getirmek ve onun rızasını kazanmak olduğunu teslim edecektir.

– Hz. Peygamber (asm)’in sahabeler tarafından büyük saygı görmesi, imanın bir gereğidir.

Kur’an’ın değişik ayetlerinde Peygambere itaat etmenin Allah’a itaat etmekle eş değer olduğu bildirilmiştir. Bir ülkenin saygınlığı nispetinde onun elçisine de saygı gösterilir. Nitekim, ABD’nin elçileri her yerde bir Afrika ülkesinin elçisinden daha fazla saygı görür.

Öyleyse, insanların Allah’a olan imanları ve saygıları nispetinde onun elçisine de saygı göstermeleri işi tabiatının gereğidir.

Bununla beraber, Hz. Peygamber (asm)’in arkadaşlarının kendisi için ayağa kalkmamaları adına uyarıda bulunduğu bilinmektedir. Bir yabancının evine geldiğinde evin reisinin kim olduğunu sorması üzerine, cemaate o anda su dağıtan Hz. Peygamber (asm)’in “Evin reisi onlara hizmet edendir.” manasına gelen sözü meşhurdur.

– Bazı ayetlerde sadece Peygamberimize (asm), diğer bazı ayetlerde sadece insanlara hitap eden onlarca ayet vardır. Bütün bunların üzerinde durmak şu anda mümkün değildir.

Ancak şunu diyebiliriz ki, Hz. Peygamber (asm) Allah’ın ilk muhatabıdır. Bazı ayetlerde yalnız ona hitap edilmesi bu açıdan bir kapalılık göstermez. Kaldı ki, Hz. Peygambere hitap eden ayetlerden bazıları, sadece onun kendi şahsıyla ilgili bir konu hakkında olabildiği gibi, bazen de onun şahsında yine de ümmeti de muhataptır.

Doğrudan insanlara hitap eden ayetlerde ise, bütün insanların dikkatini çekmeye yönelik olabilir. Örneğin, Kur’an’da ilk defa “Allah’a ibadet etmeye” yapılan çağrı “Ey insanlar!” hitabıyla başlamıştır. (Bakara, 2/23) Çünkü bu konu bütün insanları yakından ilgilendirmektedir. Bu ifadelerin için bir insan olarak Peygamberimiz (asm) de vardır.

 

 

Kaynak: sorularlaislamiyet.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.