Yıldız böceği (Ateş böceği)

“Yıldız böceği” veya diğer adıyla “ateş böceği” deyip geçmeyelim. Kâinat Sultanı Cenâb-ı Hakk’ın her biri bir mu’cize eseri olan ve hiçbiri diğerine benzemeyen, belki dünyanın iki kutbu arasına yazılacak rakamlara sığışmayacak sayıdaki maddî ve manevî varlıklardan biridir yıldız böceği.

Edison’un, Cenâb-ı Allah’ın kâinatta koyduğu sırlar ve hikmetlerle elektriği keşfetmesinden, belki de binlerce yıl önce, ürettikleri enerji ile çalışan küçücük cep fenerleriyle dolaşan sevimli varlıklardı onlar. 

Bizim burada esas maksadımız Yıldız böcekleri ile ilgili çok geniş bilgiler vermek yerine, onların hususiyetlerinden yola çıkarak, kâinat kitabının en önemli satırı olan insan ve onun yaratılış gayesine yol bulmaktır. 

Madem konu açıldı bu muhteşem varlıkları kısaca bir tanıyalım:

Ateş böceği, ateş böceğigiller (Lampyridae) familyasını oluşturan bahar ve yaz aylarında geceleri uçarken yanıp sönen ışıkları ile tanınan, kılkanatlılar takımından bir böcek türüdür. Işık organları karın bölümünün son kısmında bulunur. Saydam bir kütikula tabakası ile örtülüdür. İç kısmı fotojenik hücreler ve otomobil farları gibi ışığı yansıtıcı bir tabakadan müteşekkildir

Kur’ân ve hadislerden ilhamla Kâinat kitabı ve içindekileri ve onların yaratılış gayelerini fen ve din ilimlerinin imtizacıyla anlatıp bu asrın ve gelecek asırların istifadesine sunan Büyük Kur’ân Müfessiri Bediüzzaman, bu yüksek hakikatleri anlatırken, “yıldız böceği” misalini Risale-i Nurların bir çok mevzuunda kullanır.

Aslında bu misallerdeki yıldız böceği yaratılmışların fâni âlemdeki mânây-ı ismine yönelik kendi adına onlara bakış anlamını temsil ederken, onun güneşe nispet edilip mukayesesinde ise güneş, varlık âlemindeki her bir varlığın Sani-i Hakime bakan ve bâki olan hakikî yüzünün anlamını temsil eder.

Kur’ân Güneşi’nin hakikî bir tefsiri olan Risale-i Nurlardaki hakikatlerin en dar akılların bile anlayacağı şekilde sunulmasında ise, Yıldız böceği ile diğer varlıklar arasında yapılan mukayese misalleri son derece beliğ ve muhteşemdir.

Meselâ Kur’ân ve hakikatlerinin icazı anlatılırken Allah kelâmı olan Kur’ân’ın beşer kelâmına olan nispetinin, Güneşin yıldız böceğine nispeti gibi olduğu ifade edilir. Varlık âlemi ve içindekilere bakan bir kozmografyacının varlıklara kendi adlarına bakışını ise yıldız böceği nispetinde olan kafa fenerinin ışığıyla yapılan dar ve sathi bir bakış olarak tavsif eder. Halbuki bu adam varlıklara yıldız böceği misali akıl feneriyle bakma yerine, Kur’ân hakikatleriyle bakabilseydi, Güneş gibi aydınlatan bir bakış açısıyla bakıp hakikati bulmuş olacaktı. 

Kendi küçücük fener ve ışığını güneşe nispet ederek “ben de günéş gibiyim” diyen yıldız böceğinin, güneşin kaybolmasıyla birlikte karanlıklar içine gark olması, güneşin doğmasıyla ise güneşin her yeri kaplayan parlak ışıkları altında kaybolup gitmesi, düşünen akıllar için ne yüksek ve ibretamiz bir misaldir.

Hem, yüksek ve ebedî hakikatlere gözünü kapayarak yıldız böceği olma halindeki israr, nefsin ve insanın içinde bulunabileceği en kötü haldir. 

İsterseniz, Kur’ân hakikatleri Risale-i Nurların bir çok yerinde geçen yıldız böceği misallerinden bu konuya ışık tutan birisiye yazımızı noktalayalım:

“Eğer nefsini seversen -çünkü senin nefsin lezzet ve menfaatin menşeidir; sen de lezzet ve menfaatin zevkine meftunsun- o zerre hükmünde olan lezzet ve menfaat-i nefsiyeyi nihayetsiz lezzet ve menfaatlere tercih etme. Yıldız böceği gibi olma. Çünkü o bütün ahbabını ve sevdiği eşyayı karanlığın vahşetine gark eder, nefsinde bir lem’acıkla iktifa eder. (Yirmi Dördüncü Söz Beşinci Dal, Yeni Asya Neşriyat Yeni Tarz Sh: 577)

Evet ey nefsim! Kur’ân ve hakikatlerine bakmada yıldız böceginin güneşe bakıp kendini ona nispet etmesi gibi bakma ; sonra karanlıklar içinde boğulur gidersin.

Kur’ân’ın hakikatlerine çalışmada ise yıldız böceği yerine bal arası gibi ol ki, Kur’ân güneşinin hakikat çiceklerinin cennetvârî tadlarını al ve her iki âlemde de mesut ve bahtiyar ol!

 

 

Kaynak: Abdullah ŞAHİN – yeniasya.com.tr

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir