Din güzel ahlâktır

İslâm’da ahlâkı imandan ayırmak mümkün değildir. Zira bütün Kur’anî emirlere boyun eğmek imanın gereğidir. Bu emirlere uymakla da en üstün ahlâkî değerler elde edilir. Resulullah (s.a.s.):

“Müminlerin iman açısından en mükemmel olanı, ahlâkı en iyi olanıdır.” (Buhârî, Edeb, 39)

buyurmuştur. Bu duruma göre ahlâkî açıdan mükemmel bir anlayış ve davranışa sahip olmayan kişi iman açısından da kemâle ermiş olamaz. Diğer bir hadiste de şöyle buyurur:

“İman yetmiş türdür. En üstünü ‘Lâ ilâhe illâllah’tır en aşağısı da yol üzerinde insanlara eziyet verecek bir şeyi kaldırmaktır. Hayâ da imanın bir bölümüdür.”(Ebû Dâvud, Sünnet, 14).

“Allah’a yemin olsun ki, hiç bir kul, kendi nefsi için istediği güzelliği kardeşi için de istemedikçe tam iman etmiş olmaz.” (Buhârî, İman, 7; Müslim, İman, 71-72).

“Haklı olduğu halde bile çekişmeyi bırakan kimseye cennetin avlusunda bir köşk verileceğine, yalan söylemekten kaçınan kimseye cennetin ortasında bir köşk takdim edileceğine, ahlâkı güzel olan kimseye de cennetin en güzel yerinde bir köşk sunulacağına ben kefilim.” (Ebû Dâvud, Edeb, 7).

“Mîzana konan ameller arasında güzel ahlâktan daha ağır gelecek hiç bir şey yoktur. İnsan güzel ahlâkı sayesinde, oruç tutup namaz kılan kimseler derecesine yükselir.” (Tirmizî, Birr, 62 ).

Bu ve buna benzer hadislerde Hz. Peygamber güzel ahlâkın üstünlüğünü dile getirmiştir. Ayrıca:

“Müslüman, Müslümanların onun elinden ve dilinden emin oldukları kimsedir.” (Müslim, İman, 14).

“İnsanların en hayırlısı ömrü uzun olup amelleri de güzel olandır. “

buyurmakla iyi Müslümanı tarif etmiştir.

Sahâbilerden biri Resulullah’a şöyle sorar:

– İslâm’da en hayırlı iş nedir? Peygamber Efendimiz şöyle cevap verir:

“Yemek yedirmen, tanıdığın ve tanımadığına selâm vermendir.”

Ashâbın ileri gelenlerinden Abdullah İbn Mes’ud da buna benzer bir soru sorunca Resulullah şöyle buyurmuşlardır:

“Vaktinde kılınan namaz, ana babaya itaat, Allah yolunda cihad.”

İslâm ahlâkının temel prensipleri olarak sadece bunlarla amel eden ve bu prensipler çerçevesinde hareket eden bir toplum her zaman dimdik olarak ayakta durabilir.

İnsanlara karşı daima yumuşak davranmak, hatalarına rastladığında, bu hatalarını son derece yumuşak bir ifadeyle ve onları üzmeyecek bir tarz ve uslüpla söylemek gerekir. İnsanları ikaz ederken de aynı üslûbu uygulamak Müslümanın prensibi olmalıdır. İslâm’ın insanların hayatlarında görülen pratik ahlâkı insanın kendisine, hemcinslerine, çevresinde ve Allah’a karşı olan bütün görevlerini içine alır. Bütün bunlara baktığımızda İslâm ahlâkı hürmet, hizmet, merhamet, edep, hayâ, nefse hâkimiyet, tevazu, adalet, ve benzeri hususlar üzerinde yükselmiştir.

Ayrıca İslâm yalan, küfür, lânet okuma, alay etme, kibirlenme, koğuculuk yapma, gıybet etme, riyâ, cimrilik, kıskançlık, vs. gibi duygu ve davranışların kesinlikle yasaklandığını bildirerek, Müslümanın bütün bunlardan da uzak kalması gerektiğini açıklamıştır.

(Ahmed AĞIRAKÇA – Sorularla İslamiyet

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.